Şarkı Sözleri
Mayıs 17, 2008, 09:47:52 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: FaÅŸist İtalya  (Okunma Sayısı 197 defa)
Admin
Administrator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 12629


Üyelik Bilgileri E-Posta
« : Temmuz 24, 2007, 08:26:04 ÖÖ »

FaÅŸist İtalya 
 


       Sovyet Rusya'dan sonra Birinci Dünya Savaşının ortaya çıkardığı yeni rejimlerden biri de İtalya'da FaÅŸizm olmuÅŸtur. Rusya'da BolÅŸevikler, nasıl savaşın yarattığı iç karışıklık, düzensizlik ve hoÅŸnutsuzluklardan yararlanarak bir hükümet darbesi ile iktidarı ele geçirdilerse, FaÅŸizmin İtalya'da iktidarı ele geçirmesinde de İtalya'nın karmakarışık iç durumu baÅŸlıca rolü oynamıştır.

        İtalya, Birinci Dünya Savaşına büyük ümitlerle katılmıştı. 1915 Londra ve 1917 St. Jean de Maurienne AntlaÅŸmaları, Adriyatik ve DoÄŸu Akdeniz'de İtalya'ya geniÅŸ ufuklar açmıştı. Müttefiklerinin zaferi, ümitleri daha da kuvvetlendirmiÅŸti. Fakat Paris Barış Konferansı'nın ilk günlerinden itibaren İtalya hayal kırıklıklarını, zaferin meyvası olarak toplamak zorunda kaldı.

        1915 Londra AnlaÅŸması'nı BaÅŸkan Wilson tanımadı. 1917 AnlaÅŸması'nı ise, Rusya tasdik etmediÄŸi için, Müttefikleri yürürlüğe koymadı. 1915 AnlaÅŸması ile kendisine Alman sömürgelerinden pay vadedildiÄŸi halde, sömürgelerin dağıtımında İtalya'ya hiçbir ÅŸey verilmedi.

        Savaşın bunca fedakarlıklarının bedeli İtalyan milleti için, ümitlerin yıkılması oldu. SavaÅŸ sona erdiÄŸi zaman iç durum da karışmıştı. SavaÅŸ ekonomik hayatta sarsıntılar yapmıştı. Birçok fikir akımları ortaya çıkmıştı. İtalya'nın liberal demokrasisinin yanında ÅŸimdi, sendikalizm, sosyalizm, komünizm gibi akımlar ortada görünüyordu. Bu akımların etkisi altında, işçiler kaynaÅŸmaya baÅŸlamıştı. İşçiler fabrikaların idare ve karına ortak olmak istiyorlardı.

        Memleketin her tarafına dağılmış ve saklanan 500.000 asker kaçağı ise baÅŸka bir problemdi. Terhis olan asker ve aydınlar ise maddi ve manevi tatminsizlik içindeydi. Bunlar iÅŸsizdi. İç politikada istikrar kalmamıştı. 1919-1922 arasında iki defa seçim yapılmış ve dört hükümet deÄŸiÅŸmiÅŸti. Hükümetlerin otoritesi kalmamıştı. Bu durum Benito Mussolini liderliÄŸindeki FaÅŸist Partisi'nin (Partito Nazionale Fascista) iÅŸine yaradı. FaÅŸist Partisi 1919 yılında Fascio di Combattimento alarak kurulmuÅŸ ve 1921 Kasımı'nda Parti haline gelmiÅŸti. Komünizmin olduÄŸu kadar liberal demokrasiye de aynı derecede düşman, disiplin taraftarı, koyu milliyetçi bir parti idi.

        1919 Kasım seçimlerinde bir tek milletvekili bile seçtiremeyen FaÅŸistler, 1921 seçimlerinde Parlamentoya 35 milletvekili sokmaya muvaffak olmuÅŸlardı. Bundan sonra aydınlar, askerler ve halk arasında hızla yayılıp geliÅŸti. İtalya halkı, memleketin anarÅŸik durumunda FaÅŸizmin disiplin ruhuna sarıldı. Solcu akımın da gittikçe kuvvetlenmesi, MonarÅŸiyi ve Vatikan'ı da endiÅŸeye sevkediyordu.

        1922 AÄŸustosu'nda işçilerin genel grevle ekonomiyi felce uÄŸratmaları ve durumun karışması üzerine FaÅŸist Partisi'nin Kara Gömleklileri Napoli'den Roma'ya bir yürüyüş yaparak hükümet darbesine hazırlanınca, Kral selameti, hükümeti FaÅŸist Partisi'ne vermekte buldu. 30 Ekim 1922 de Mussolini baÅŸkanlığa getirildi. Bu, İtalya tarihinde Mussolini ve FaÅŸist diktatörlüğünün baÅŸlangıcıdır. Bu diktatörlük 1943'e kadar devam edecektir.

        Mussolini'nin ilk iÅŸi, kısa bir sürede, muhalefeti ve demokratik müesseseleri ortadan kaldırarak, devleti FaÅŸist Partisi'nde kiÅŸileÅŸtirmek oldu. Memleketin siyasal düzeni korporatif temsil esasına dayandırıldı. FaÅŸizmin İtalya'da egemen olmasının önemli sonuçlarından biri de, Avrupa'nın bir çok memleketlerinde, iki -savaÅŸ- arası devresinde, diktatörlük akımlarının kuvvetlenmesi ve bir takım diktatörlüklerin kurulması olmuÅŸtur. Bu, savaÅŸ sonrası Avrupasının. 19'uncu yüzyılın liberalizmine gösterdiÄŸi bir tepki idi. Savaşın kitlelerde yarattığı düzensizlik, anarÅŸi ve istikrarsızlık, disiplin rejimlerinin modasını kuvvetlendirmiÅŸtir.



Faşizmin Dış Politikası

        FaÅŸizmi iktidara getiren sadece iç faktörler deÄŸil, belki ondan da fazla dış faktörlerdi. İtalyan milletinin milletlerarası planda karşı karşıya bırakıldığı hayal kırıklığı ve tatminsizlik, FaÅŸizmin milliyetçi politika ve propagandasına kuvvetli bir destek oldu.

        Mussolini, Akdeniz'de eski Roma İmparatorluÄŸu'nu yaratmak istiyordu. Paris barış konferansında küçük düşürülen, bir kenara atılan İtalyan milletine, bir milli prestij, bir milli benlik vermeyi vaadediyordu. İtalya'nın 1281'den beri gerçekleÅŸtirmek istediÄŸi sömügecilik emelleri, "Roma İmparatorluÄŸunun yeniden kuruluÅŸu" adı ile Mussolini'nin elinde bir milli idealizm haline getirildi.

        Mussolini, Akdeniz'e "bizim deniz" (mare nostrum) diyordu. BaÅŸbakan olduktan birkaç ay sonra 1923 Åžubatı'nda İtalyan Senatosu'nda verdiÄŸi bir söylevde şöyle diyordu: "Åžunu söylemek cesaretine sahip olmamız gerekir ki, İtalya bir tek denizde ebediyen kapanıp kalamaz, bu deniz Adriyatik olsa bile. Adriyatik'ten baÅŸka Akdeniz vardır".

        Esasına bakılırsa, Mussolini'nin, iktidarının ilk günlerinden itibaren gerçekleÅŸtirmeye çalıştığı yayılma ve geniÅŸleme politikası, gerçekte 1915 ve 1917 anlaÅŸmaları ile İtalya'nın göz koyduÄŸu toprakları hedef tutuyordu. 1936 da HabeÅŸistan'ı ele geçirecektir ki, bu İtalya için yeni birÅŸey deÄŸildi. Fakat ne var ki, Mussolini eski mallara "Roma İmparatorluÄŸu" damgasını vurarak piyasaya sürdü.

        Yıllardan beri küçüklük kompleksi içinde kıvranmış olan İtalyan milleti için Mussolini'nin bu yeni damgası küçümsenemezdi. FaÅŸist rejimin içerde İtalyan milleti için ne derece rahatsızlık doÄŸurduÄŸu bilinemez. Lakin faÅŸist dış politikanın bütün DoÄŸu Akdeniz milletleri için rahatsızlık ve huzursuzluk doÄŸurduÄŸu bir gerçektir. Bu huzursuzluÄŸu ilk duyan da Adriyatik bölgesi ve bu bölgede Yugoslavya oldu.

        Mussolini ilk önce Fiume (Yugoslavlar Rijeka derler) meselesini ele aldı. Fiume, 1920 Kasımında İtalya ile Yugoslavya arasında yapılan bir antlaÅŸma ile bir Serbest Åžehir olarak bağımsızlık statüsüne kavuÅŸturulmuÅŸtu. Fakat faÅŸistler burada karışıklık çıkarmaktan geri kalmadılar. Bunun için Mussolini de iktidara geçer geçmez bu meseleyi ele aldı ve Yugoslavya üzerinde baskıda bulunarak Ocak 1924'te bu devletle yaptığı bir anlaÅŸma ile Fiume'nin İtalyaya katılmasını saÄŸladı. Yalnız Fiume'nin BaroÅŸ Limanı Yugoslavyaya verildi.

        İtalya'nın sertlik gösterisi ikinci olarak Yunanistan'a yöneldi. Yunanistan-Arnavutluk sınırını düzenlemek için kurulmuÅŸ bulunan milletlerarası komisyondaki İtalya temsilcisinin Yanya'da 1923 AÄŸustosunda öldürülmesi üzerine, İtalyan donanması Corfu Adası'nı bombardıman edip, arkasından adayı iÅŸgal etti.

        İtalya, Yunanistan'dan 50 milyon liret tazminat istedi. İtalya'nın bu kuvvet politikası küçük devletlerde korku uyandırdıysa da, Milletler Cemiyeti bu korkuyu gideremedi ve Yunanistan, İtalya'nın istediÄŸi bu 50 milyon liret tazminatı vermek zorunda kaldı. Yugoslavya'dan sonra Yunanistan da Adriyatik'te bu yeni kuvvetin ortaya çıkışını endiÅŸe ile izliyordu.

        FaÅŸist İtalya'nın, Yugoslavya ile Yunanistan'ı korkutan daha önemli faaliyeti ise, İtalya'nın Arnavutluk üzerinde günden güne artan nüfuzu oldu. DoÄŸrusu Mussolini, Arnavutluk konusunda, eski İtalyan hükümetlerinden çok daha baÅŸarılı oldu. 1924 yılı sonunda, eski baÅŸbakanlardan Ahmet Zogo'nun Arnavutlukta iktidarı ele geçirmesi ve 1925 Ocak ayında da cumhuriyet ilan etmesi, İtalya'nın iÅŸini çok kolaylaÅŸtırdı. Zogo, kendi diktatörlüğünü korumak için İtalya'ya dayandı. İtalya, Arnavutlu'ÄŸa geniÅŸ ekonomik yardım yaptı. 27 Kasım 1926 da İtalya ile Arnavutluk arasında bir Dostluk ve Güvenlik Paktı imzalandı.

        Mussolini, 1927 Åžubatı'nda faÅŸist parlamentosuna bu Paktı sunarken, "ArnavutluÄŸun bağımsızlık ve toprak bütünlüğü İtalya'nın Adriyatik'teki durumu için bir garantidir" diyordu. Bu anlaÅŸma, Yugoslavya tarafından tepki ile karşılandı. Arnavutluk'un Yugoslav sınırları içindeki Arnavutlarla ilgilenmesi, bu münasebetlerin düğüm noktası idi. Bu sebeple Yugoslavya, İtalya-Arnavutluk AntlaÅŸması'na, 1927 Kasımı'nda Fransa ile imzaladığı bir Dostluk ve İttifak AntlaÅŸması ile cevap verdi.

        Yugoslavya, antlaÅŸmayı İtalya ile bir savaÅŸ hali için imzaladığını açıklamaktan çekinmedi. Bunun üzerine İtalya 22 Kasım 1927 de Arnavutluk ile İkinci Tirana AntlaÅŸması'nı imzaladı. 25 yıl için imzalanmış olan bu savunma ittifakı antlaÅŸması ile Arnavutluk tamamen İtalya'nın kontrol ve himayesi altına girmiÅŸtir.

        CumhurbaÅŸkanı Ahmet Zogo, İtalya'ya dayanarak 1928'de krallığını ilan etmiÅŸtir. Bundan sonra artık Arnavutluk için İtalya'nın Belçika'sı denilmiÅŸtir. İtalya'nın Arnavutluk üzerinde kurmuÅŸ olduÄŸu bu durum İtalyan-Yugoslavya münasebetlerinin düzelmesini engellemiÅŸtir.

        İtalya'nın Arnavutluk vasıtasiyle Balkanlara kol atması Yunanistan için de bir endiÅŸe kaynağı olmuÅŸtur. Öte yandan, Mussolini'nin DoÄŸu Akdeniz ve Anadoluyu da yayılma alanları arasında saymaktan çekinmemesi, Türk-İtalyan münasebetlerine daima bir soÄŸukluÄŸun egemen olmasına sebep olmuÅŸtur.

        1934 Balkan Paktı da, İtalyan tehdininin önemli bir rol oynamış olduÄŸunu gözden uzak tutmamak gerekir. FaÅŸist İtalya'nın İngiltere ile münasebetleri, 1935'e kadar iyi bir çerçeve içinde akmıştır. Fransa'nın savaÅŸ sonrası Avrupasında dengeyi kendi tarafına eÄŸiltmesi ve bir üstünlük saÄŸlaması İngiltereyi, İtalya'da bir denge unsuru aramaya götürmüştür. Buna karşılık İtalyan-Fransız münasebetleri on yıl kadar hiç iyi gitmemiÅŸtir.

        İtalya'nın bir deniz kuvveti olarak Akdeniz'de sivrilmesi Fransa'nın hiç hoÅŸuna gitmemiÅŸtir. Özellikle İtalya'nın barış antlaÅŸmalarının kurduÄŸu düzene karşı cephe alması (revizyonizm) bu hoÅŸnutsuzluÄŸun temel sebeplerinden biridir. Bunun içindir ki İtalya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan gibi revizyonist devletlerle daima yakın münasebetler kurmaya çalışmıştır. Aynı sebeple, Küçük Antant'a (Yugoslavya, Romanya ve Çekoslovakya) da cephe almış ve bunu Fransa'nın reaksiyoner bir bloku olarak görmüştür. Fransa ile İtalya arasındaki sürtüşme ve rekabet ise, İtalya'nın Almanya'da Fransa'ya karşı bir denge unsuru görmesini saÄŸlamıştır.
 
Logged

Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin.
Uye ol yada Giris yap
En Güzel Paylaşımlar İçin Mail Grubumuza Üye Olun

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Sarki Sozleri

Picasa Fotoðraf ve Slayt Programý matematik ingilizce Fizik Gebelik Saglik anaokulu gazeteler Bilim Teknik Teknoloji

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

101 102 102 103 104 105 106 107 108 109 110

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

101 102 102 103 104 105 106 107 108 109 110

  Salata Tarifleri Tatli Tarifleri Tavuk Yemekleri Corba Tarifleri Dolma Tarifleri Et Yemekleri Kek Tarifleri Pasta Tarifleri Borek Tarifleri Edebiyat Yemek Tarifleri Video izle Forumlopedi Turku Dinle Mesajlar Oteller saglik teknoloji bilim teknik teknoloji yemek tarifleri edebiyat otel emlak inþaat tekstil
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.081 Saniyede 18 Sorgu ile OluÅŸturuldu