Şarkı Sözleri
Mayıs 17, 2008, 10:39:41 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İSTİKLAL MAHKEMELERİ  (Okunma Sayısı 460 defa)
Admin
Administrator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 12629


Üyelik Bilgileri E-Posta
« : Temmuz 21, 2007, 08:17:29 ÖS »

İSTİKLAL MAHKEMELERİ
 


     B.M.M.'nin açıldığı tarihlerde Anadolu'nun iç ayaklanmaların etkisiyle nasıl olaÄŸanüstü bir tehlike içinde olduÄŸunu görmüştük. AsayiÅŸsizlik, eÅŸkiya, sefalet Anadolu'yu sarsıyordu. Yunan ordusunun ilerleyiÅŸi de moral çöküntü yaratmıştı. Asker kaçaklarının yarattığı tehlike büyük boyutlara ulaÅŸmıştı. Silah altına çaÄŸrılanlar, İstanbul Fetvası'nın ve PadiÅŸah'ın askerliÄŸi kaldırıldığını bildiren ve B.M.M.'ni gayrı meÅŸru ilan eden Ferman'ın etkisi altında kalarak ya askere gelmiyor veya ÅŸubelerden ve kıtalarından kaçıyorlardı. açarken kendisine verilmiÅŸ olan silah ve cephanesini de götürüyordu. Bunlar iç ayaklanmaların insan gücünü oluÅŸturuyorlardı. Bu sebeple düşmanla savaÅŸacak ordu bulamıyordu. Hatta cephanelikleri bile koruyacak nöbetçi bulmakta güçlük çekildiÄŸi durumlara rastlanıyordu. Ayrıca casus, bozguncu, aleyhte propaganda ajanları, düşman ve İstanbul Hükümeti ile iÅŸbirliÄŸi yapanlar, düzenli ordu kurulmasını engelleyenlerin yarattığı tehlike de Ankara'yı sarmıştı. Bütün bu sorunları çözmek, Ankara'nın B.M.M. irade ve otoritesini bütün Türkiye'de egemen kılması gerekiyordu. Yunan ordusu, önünde savaÅŸacak düzenli bir askeri kuvvet olmadığı için kolayca ilerliyordu. Kuva-yı Milliye ise düşmanı oyalamaktan baÅŸka bir ÅŸey yapamıyordu. MeÅŸru olmayan ve merkezi otoriteden yoksun, sorumsuz kuvvetlerle devletin gücünü kurmak olanaksızdı. Yunan cephesi, yalnızca Aydın, Manisa ve Bursa cepheleri deÄŸil, iÅŸgale uÄŸramış, uÄŸramamış bütün vatan topraklarının kurtuluÅŸu için, ulusun tüm varını ortaya koyup savaÅŸması gerektiÄŸi bir vatan cephesiydi. Bu sebeple bütün ulusun inanç birliÄŸi içinde ve bir otorite altında bütünleÅŸmesi gerekiyordu. M. Kemal PaÅŸa daha Kasım 1919'da ulusal güçlerin örgütlenmesini bildirmiÅŸti. Fakat Meclis'in açıldığı tarihte ulusal otorite bir türlü saÄŸlanamıyordu. PadiÅŸah ve Hükümetin yarattıkları anarÅŸi olaÄŸanüstü boyutlara ulaÅŸmıştı. Ayaklanmalar, soygun ve askerden firar olayları karşısında, Müdafaa-i Hukuk Dernekleri, Kuva-yı Milliye ve askeri birliklerin komutanları kendi güçlerine ve M. Kemal'in 17 Mart 1920'de yayınladığı "Vatanın çıkarlarına aykırı, memleketin huzur ve asayiÅŸini bozanların din ve millet farkı gözetmeksizin kanunen ÅŸiddetle cezalandırılmalarını." ve 21 Nisan'da Feke Kaymakamı'na gönderdiÄŸi "Ulusal harekatı fırsat bilip çapulculuÄŸa kalkışanlara karşı Kuva-yı Milliye komutanlarıyla irtibat kurarak en ÅŸiddetli cezaların verilmesi."ni bildiren emirlerine dayanarak, suçluları asmaya kadar varan cezalar uygulanıyor, askerden kaçanların mallarına el konuyor ve evleri yıkılıyordu. Ancak bu yöntem Meclis açıldıktan sonra M. Kemal PaÅŸa tarafından istenmiyordu. Çünkü kanuni yöntemlerden ayrılanlar bulunuyordu. Oysa M. Kemal, mutlaka yasaların üstün olmasını istiyordu. Bazen casus, bozguncu, propagandacı ve kaçaklar için, 1914'de çıkarılmış bulunan "Esrar-ı Askeriyeyi İfÅŸa ve Casusluk ve Hiyanet-i Harbiye Hakkında Kanun" uygulanıyordu. Ancak bu kanun Osmanlı kanunu olduÄŸu için, Ferit PaÅŸa ve PadiÅŸah aleyhine davrananların vatan haini olacağı anlamı çıkıyordu.

     Ãœlkede iç güvenliÄŸi saÄŸlamak, ulusal amaç çevresinde birleÅŸmek ve T.B.M.M.'nin otoritesini egemen kılmak, huzur ve güvenliÄŸi saÄŸlamak, kaçak olaylarının önüne geçip, düzenli orduyu kurmak için merkezi otoriteyi gerçekleÅŸtirecek bir yönteme ihtiyaç vardı. Özellikle Fransız Devrimi'nde devrim rejiminin, olaÄŸanüstü yöntemlerle ve yetkilerle donatılmış kuruluÅŸlarca baÅŸarılı olduÄŸu görülmüştü. 25 Nisan 1920'de Mehmet Şükrü Bey T.B.M.M.'nin otoritesine bütün "Osmanlı tebaasının" uyması için, Ulusal Meclis'in kararları aleyhinde bulunanlar veya uymayanlar ancak vatan haini olabilirler ve bu gibilerin de vatana ihanetle suçlandırılmaları gerekçesiyle bir önerge verdi. Osmanlı Kanunlarıyla iÅŸlerin yürütülmesini isteyenlerin karşı koymalarına raÄŸmen Meclis 29 Nisan 1920'de "Hıyanet-i Vataniye Kanunu"nu kabul etti:

     Madde 1- Makam-ı mualla-yı hilafet ve saltanatı ve memalik-i mahrusa-i ÅŸahaeyi yed-i ecanipten tahlis ve taarruzatı def-i maksadına m'atuf olarak teÅŸekkül eden Büyük Millet Meclisi'nin meÅŸruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya fiilen veya tahriren muhalefet veya ifsadatta bulunan kesan, hain-i vatan addolunur. Madde 2- Bil-fiil hiyanet-i vataniyye'de bulunanlar salben idam olunur.... Bunun anlamı ÅŸuydu: Yüce hilafet ve saltanat makamını ve PadiÅŸah'ın topraklarını düşman elinden kurtarmak için kurulmuÅŸ bulunan B.M.M. nin meÅŸruiyyetine fiilen veya yazı veya sözle karşı koyanlar vatan hainidirler. Bunların cezası idamdır. Bu kanun, Meclis'in otoritesinin saÄŸlanması ve birliÄŸin kurulmasında çok önemli bir adımdı. Devrim kanunu idi. Hilafet ve saltanat makamının kurtuluÅŸu sözleri ise, ulusun PadiÅŸah'a olan dinsel ve geleneksel baÄŸlarının etkisi ve Meclisteki saltanatçıların isteÄŸi ile konmuÅŸtu. Ancak kanunun uygulaması için olaÄŸan mahkemeler görevlendirildi. Bu sebeple dört aylık uygulama sonucunda istenilen baÅŸarı elde edilemedi. DiÄŸer yandan Kuva-yı Milliye'nin kendi uygulamaları sürüyordu. Kitle halinde idamlar halkı Meclise karşı tepkiye itiyordu. Af dileyerek, Ulusal Mücadele'ye katılmak isteyenlere fırsat verilmiyordu.

     DiÄŸer yandan asker kaçaklarına hapis cezası verilmesi sebebiyle, birçok kiÅŸi cephede çarpışmaktansa, hapis yatmayı göze alarak firarı yeÄŸliyorlardı. Asker kaçağına yardım edenlere ise bu kanunda bir ceza getirilmemiÅŸti. Hiyanet-i Vataniye Kanunu'nu uygulayan mahkemeler Osmanlı döneminin yöntemleriyle çalışıyorlardı. Ulusal Mücadele'nin koÅŸullarına cevap veremiyorlardı. Mahkeme kararına itiraz bir üst mahkemeye baÅŸvurma, temyiz, olaÄŸan dönemlerin uygulamaları, davaların hızını düşürüyor, cezanın ibret yönünü ortadan kaldırıyordu. Ulusal otoritenin saÄŸlanabilmesi için devrim yöntemlerine baÅŸvurulması zorunlu duruma geldi.

     18 AÄŸustos 1920'de Dr. Tevfik Rüştü ve Mustafa Necati Beyler Meclis'te, "Telkin ve TedhiÅŸ Kanunu" için bir öneri verdiler. Bu önerinin 3,4,5 inci maddeleri "Madde 3- Seferberlik emrine icabet etmeyenlerin emvali müsadere, hanesi ihrak (yakılır), ailesi tehcir (göç) edilir ve tevrüd (karşı koyma) edenler de derdestlerinde (ele geçirildiklerinde idam olunur." çok ağır hükümler taşıyordu. Bu öneri tehlikenin olaÄŸanüstü boyutlarını ortaya koyması bakımından önemliydi. Cezalar ağır bulunduÄŸu için red edildi. Fakat olaÄŸanüstü, devrim yöntemleri aranıyordu. Dr. Tevfik Rüştü Bey, çeteler ve kaçakların yarattığı tehlike karşısında, M. Kemal'e, "İhtilal Mahkemeleri" kurulması için bir öneri verdi. Fakat sonra isim "İstiklal Mahkemeleri" olarak deÄŸiÅŸtirildi.

     2 Eylül 1920'de, Milli Savunma Bakanlığı'nca hazırlanan "Firar Ceraimini İrtikap Edenler Hakkında Kanun Tasarısı" Meclis tarafından Millî Savunma Encümenine gönderildi, 8 Eylül'de M. Kemal'in önerisiyle gündeme alındı. Milli Savunma Bakanı Fevzi (Çakmak) PaÅŸa, olaÄŸanüstü ihtiyaca dayanarak, savaÅŸ zamanına ait olmak üzere "Firariler Hakkında Kanun"un kabulünü istedi. Asker kaçakları olaylarının çokluÄŸunun vatanın kurtuluÅŸ ve bağımsızlığını tehlikeye düşürecek duruma geldiÄŸini, bunun önüne ancak sert önlemlerle geçilebileceÄŸini, eski kanunun etkili olmadığını belirten Milli Savunma önergesi ile konu tartışmaya açıldı. Bu önerge ile Meclis'te iki düşünce doÄŸdu. Birincisi, "Kanunun bir zaruret olduÄŸu ve cephe gerisinin tutulabileceÄŸi, asayiÅŸin bu sayede saÄŸlanabileceÄŸi." ikincisi, "Memleketi ve halkı korkuya düşüreceÄŸi, Ulusal Mücadeleyi arkadan vuracak kuvvetleri çoÄŸaltacağı ve halkı paniÄŸe götüreceÄŸi." idi. Muhalif olanların bireysel haklardan söz etmeleri çok ilginçti. Ulusun ve vatanın varlığı için savaşıldığı, bütün ülke kaynaklarının seferber edilmesi gerektiÄŸi, ayaklanmalar, firari, casus, bozguncu, eÅŸkıya tehlikesinin ülkeyi ve ulusu esir edecek boyutlara ulaÅŸtığı bir sırada bireyin özgürlüğünden söz etmek düşünülemezdi. Bu sebeple Meclis'te radikal grup ile tutucular arasında tartışmalar geniÅŸledi. 11 Eylül'de kanun oy çokluÄŸu ile kabul edildi.

     FİRARİLER HAKKINDA KANUN

     Kanun No :21, 11 Eylül 1924

     Madde 1- Mavuzzaf ve gönlü ile hizmet-i askeriyeye dahil olup da firar edenler veya her ne suretle olursa olsun firara sebebiyet verenler ve firari derbest ve sevkinde tekasül (kayıtsızlık) gösterenler ve firarileri ihfa (saklayan) ilbas (giydiren) edenler hakkında mülki ve askeri kavaninde (kanunlar) mevcut ahkam (hükümler) ve indel-icap (gerektiÄŸinde) diÄŸer guna (benzer) mukarrerat-ı cezaiyeyi müstakilen hüküm ve tenfiz (hükmü uygulamak) etmek üzere Büyük Millet Meclisi azalarından oluÅŸan İstiklal Mahkemeleri teÅŸkil olunmuÅŸtur.

     Madde 2- Bu mahkemeler azasının (üye) adedi üç olup Büyük Millet Meclisi'nin ekseriyet-i arasile (oy çoktulu) intihap (seçilme) ve içlerinden birini kendileri tarafından reis addolunur.

     Madde 3- İş bu mahkemelerin adedini ve mıntıkalarını (bölgelerini) Heyet-i Vekile'nin (Bakanlar Kuruıu) teklifi üzerine Büyük Millet Meclisi tayin eder.

     Madde 4- İstiklal Mahkemeleri'nin kararları kat'i olup infazına bilumum kuva-yı müsellaha ve gayr-i müsallaha-i devlet (devletin bütün silahlı ve silahsız kuvvetleri) memurdur.

     Madde 5- İstiklal Mahkemeleri'nin evamir ve mukarreratını(emir ve kararlarını) infaz etmeyenler veya infazda taallül (yalan bahane ile iÅŸten kaçma) gösterenler iÅŸbu mahkemeler tarafından taht-ı mahkemeye alınır.

     Madde 6- Her İstiklal Mahkemesi ketebe ve müatahdeminin maaÅŸatı ÅŸehri yüz litayı geçmeyecektir.

     Madde 7- Her İstiklal Mahkemesi vazifeye mübadereti (iÅŸe baÅŸlama) anında firari ve bakaya erfadının bir müddet-i muayyene zarfında (belli süre içinde) icapetini (kabul edilme) teminen her türlü vesait-i tebliÄŸiyeye müracaat eder.

     Madde 8- İşbu kanun tarih-i neÅŸrinden muteberdir.

     Madde 9- İşbu kanunun icrasına Büyük Millet Meclisi memurdur.

     Ulusal Mücadele'nin kazanılmasında iç güvenliÄŸin saÄŸlanması, Meclis otoritesinin kurulması ve asker kaçaklarının önünün alınmasında büyük hizmetleri görülen İstiklal Mahkemeleri ulusal inanç ve ihtiyaçtan doÄŸan inkılap ve ihtilal mahkemeleriydiler. Kanunun incelenmesinden de açıkça anlaşılacağı gibi, İstiklal Mahkemelerinin verecekleri kararlar, idam dahil, kesindi ve derhal uygulanacaktı. Karar verirlerken vicdan kanaatları yeterliydi. Kararlara itiraz ve temyiz yoktu. Kararlarını ve emirlerini bütün asker ve sivil memurlar uygulamak zorundaydılar. Böylece mahkemeler sınırsız bir güce sahiptiler.

     Mahkeme üyelerinin Meclis'ten seçilmesi, bölgelerin Meclis tarafından saptanması ve kanunu yürütme yetkisinin doÄŸrudan doÄŸnruya Meclis'e ait olmasıyla, Meclis İstiklal Mahkemeleri aracılığıyla olaÄŸanüstü yargıya da sahip oldu. Kuvvetler birliÄŸi esasını ortaya koymasıyla, bu konuda meclis otoritesine örnek olan Fransız Devrimi Mahkemeleri üyelerinin, meclis dışından seçilmesinin doÄŸurduÄŸu sakıncalar göz önüne alındı ve aynı yanılgıya düşülmemesi için mahkeme üyeleri mebuslardan seçilip, Meclis'in üstünlüğü saÄŸlandı. Askeri ve sivil memurlar mahkemelerin emirlerini yürütmek zorunda idiler.

     Yeni bir mahkeme kurulması düşünülürken en büyük sorun, bağımsız ve süratli çalışıp, ulusal devrimin gereklerini uygulayacak özellikte olması idi. Normal mahkemelerin ve harp divanlarının bu görevi yapmadıkları dört aylık uygulamada anlaşılmıştı. Kanunu önerenlerin (M. Kemal'de dahil) düşüncesi devrim yöntemine dayanıyor ve Fransız Devrimi içinde (Mart 1793) olaÄŸanüstü yetkilere sahip olarak kurulan "Devrim Mahkemeleri"ni örnek alıyordu. 29 Ekim 1793'te resmen bu adı alan Fransız Devrim Mahkemeleri, Danton'un Mart 1792'de yaptığı teklifin Convention farafından kabul edilmesi sonucu kurulmuÅŸlardı. Bu mahkemeler devrim düşmanı her giriÅŸimi, hürriyet, eÅŸitlik, birlik, cumhuriyetin bölünmezliÄŸi ilkesine (Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra çalışan İstiklal Mahkemeleri de aynı gerekçeyi benimsediler) devletin iç ve dış güvenliÄŸi aleyhindeki her suikastı ve krallığı tekrar kurmak hedefini güden (Türkiye Cumhuriyeti'nde ise Saltanat'ı geri getirmek isteyenler için), ulus egemenliÄŸine karşı koyan bütün komploları yargılamak ve cezalandırmak yetkisi ile kurulmuÅŸlardı Convention, mahkeme üyelerini kendisi tayin ediyordu. Bu mahkemelerin kararları kesin olup, bir üst mahkemeye baÅŸvurmak ve temyiz hakkı yoktu. Gerek kuruluÅŸ amacı ve ÅŸekli, gerekse yetkileri ve çalışma yöntemi bakımından İstiklal Mahkemeleri'ne örnek olduÄŸu bu açık benzerlikle kolayca görülmektedir. Her iki ülkedeki bu mahkemeler, vatanın ve özellikle devrimin olaÄŸanüstü bir tehlike karşısında olduÄŸu ve kurulan yeni rejimin (Ulusal ve laik temellere dayanan) savunulmasını yapmak gerektiÄŸinde, birbirlerine çok benzeyen suçlara bakmak üzere, olaÄŸanüstü yetkilere sahip olarak kurulmuÅŸlardır.

     Kanunun kabulünden sonra Genelkurmay BaÅŸkanı İsmet PaÅŸa 14 İstiklal Mahkemesi kurulması için öneride bulundu. Fakat sayı çok görüldüğü için 7 mahkeme bölgesi saptandı, bir ay sonra Diyarbakır'a da bir mahkeme kurulması kabul edilince sayı 8'e yükseldi. Üyelerin ve bölgelerin seçimi 26 Eylül'de gerçekleÅŸti.

     1- Ankara
     2- EskiÅŸehir
     3- Konya
     4- Isparta
     5- Sivas
     6- Kastamonu
     7- Pozantı
     8- Diyarbakır
     Ä°stiklal Mahkemeleri kuruldular.

     Bölge ve üye seçiminin devam ettiÄŸi bir sırada, İstiklal Mahkemeleri kuruluÅŸunu saÄŸlayan "Firariler Hakkında Kanun"un birinci maddesine bir ek madde kabul edildi. "Komutanların askeri rütbeler arasında itaat ve inzibat saÄŸlanmasına dayanan hukuk ve yetkileri saklı kalmak üzere vatanın ve hilafetin kurtuluÅŸu ve bağımsızlığı için mücadele eden Büyük Millet Meclisi'nin çalışmasına ve amacına aykırı olarak düşman amaç ve çıkarlarını güçlendirme yollu teÅŸkilat ve tahrikat ve kargaÅŸalık yaratanlar ve memleketin maddi ve manevi kuvvetlerini her ne surette olursa olsun bozup, yıkmaya çalışanlar ve düşman hesabına askeri ve siyasi casusluk edenlerle, 29 Nisan 1920 tarihli Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun kapsadığı hükümlerden dolayı tutuklu bulunanların mahkemelerinin yapılacağı ve hükümlerin infaz etme yetkisi İstiklal Mahkemeleri'nin kurulduÄŸu bölgelerde adı geçen mahkemelere verilmiÅŸtir..." Bu kanunla İstiklal Mahkemeleri'nin yalnız asker kaçaklarına ait olan yetkileri, vatan hainliÄŸi, ülkenin maddi ve manevi gücünü kırmaya çalışmak, casusluk, bozgunculuk suçlarını da içine alarak çok geniÅŸledi.

     Görev yerlerine hareket etmeden önce toplanan İstiklal Mahkemeleri üyeleri müşterek bir bildiri hazırladılar. Mahkemelerin devrimci karakterini gösteren bu bildiride, Mahkemeler, niçin ve ne amaçla kurulduklarını, hangi suçları yargılayacaklarını ve yöntemlerini halka duyurdular. Firarilere teslim olmaları için fırsat tanıdılar.

     Ä°stiklal Mahkemeleri bölgelerinin önemlerine göre çalıştılar. Ankara İstiklal Mahkemesi, çalışmaya baÅŸlayınca ilk iÅŸ olarak, Sadrazam Damat Ferit PaÅŸa'yı gıyabında vatana ihanet suçuyla yargıladı. Haziran ayında, Meclis kararıyla vatandaÅŸlıktan çıkartılmış bulunan Ferit PaÅŸa ve Hadi; Rıza Tevfik, ReÅŸat Halis Beyler, Ankara İstiklal Mahkemesi'nin bir numaralı kararı ile Sevr AnlaÅŸması'nı imzaladıkları, ulusu bölmeye çalıştıkları, cinayetlere sebep oldukları için vatana ihanet suçuyla gıyaben idama mahkum oldular. İhanetin en büyük kaynağı Vahdettin idi. Fakat M. Kemal ve bazı arkadaÅŸları dışında, halk, Meclis ve hatta komuta heyeti, PadiÅŸah'a dinsel ve geleneksel baÄŸlarla baÄŸlı olduklarından, PadiÅŸah İngilizlerin esiri kabul edilmekte, ihaneti bilindiÄŸi halde açıklanamamaktaydı. Ulusal Mücadele'nin amacı belirtilirken, hatta Hiyanet-i Vataniye Kanunu'nda bile, yapılan savaşın amacı Halife-PadiÅŸahı kurtarmak olarak belirtilmiÅŸti. TeÅŸkilat-ı Esasiye Kanunu'nda, padiÅŸahın durumuna özel yer verilmiÅŸti. Bu yüzden İstiklal Mahkemeleri de PadiÅŸah için iÅŸlemde bulunmadılar.


 
Logged

Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin.
Uye ol yada Giris yap
En Güzel Paylaşımlar İçin Mail Grubumuza Üye Olun

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Sarki Sozleri

Picasa Fotoðraf ve Slayt Programý matematik ingilizce Fizik Gebelik Saglik anaokulu gazeteler Bilim Teknik Teknoloji

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

101 102 102 103 104 105 106 107 108 109 110

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

101 102 102 103 104 105 106 107 108 109 110

  Salata Tarifleri Tatli Tarifleri Tavuk Yemekleri Corba Tarifleri Dolma Tarifleri Et Yemekleri Kek Tarifleri Pasta Tarifleri Borek Tarifleri Edebiyat Yemek Tarifleri Video izle Forumlopedi Turku Dinle Mesajlar Oteller saglik teknoloji bilim teknik teknoloji yemek tarifleri edebiyat otel emlak inþaat tekstil
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.092 Saniyede 18 Sorgu ile OluÅŸturuldu