Şarkı Sözleri
Mayıs 17, 2008, 07:25:12 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: TÜRKİYE'NİN DIÅž POLiTİKASI VE DIÅž İLİŞKİLERİ  (Okunma Sayısı 327 defa)
Admin
Administrator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 12629


Üyelik Bilgileri E-Posta
« : Temmuz 21, 2007, 08:16:41 ÖS »

TÜRKİYE'NİN DIŞ POLiTİKASI VE DIŞ İLİŞKİLERİ
 


     Osmanlı İmparatorluÄŸu'nun 19. y.y. boyunca izlediÄŸi dış politika, genellikle büyük devletler arasındaki çıkar çatışmalarından ve dengelerden yararlanmak esasına dayanıyordu. Büyük devletlerin Osmanlı İmparatorluÄŸu üzerinde çok sıkı kontrol etkileri vardı. Ekonomik ve mali yönden Batılıların kontrolunda olan imparatorluk, siyasi yönden de onların etkileri altında idi. Bir yabancı devletin, elçisinin Osmanlı Devlet adamlarını azarladığı, hatta DışiÅŸleri gibi önemli bakanların atanması ve görevlerinden alınmasında söz sahibi oldukları sık sık görülen bir durumdu. Uzun bir süre İngiliz himayesinde varlığını sürdüren ve dış politikasını da buna göre ayarlayan Osmanlı Devleti, İngiltere'nin Osmanlı İmparatorluÄŸu'nun toprak bütünlüğü politikasından ayrılması üzerine, Alman himayesine ve etkisine girdi. Alman etkisi Osmanlı Devleti'nin dış politikasını da deÄŸiÅŸtirdi. Birinci Dünya Savaşı'na da bu etkiy]e girildi. Hatta Türk Orduları'nın önemli kısmının komutası Alman subaylara bırakıldı. Osmanlı İmparatorluÄŸu'nda yaÅŸayan hristiyan azınlıklar ise ayrı bir konu idi. Büyük Avrupa devletleri bu konuda Osmanlı İmparatorluÄŸu'nun sık sık içiÅŸlerine karışıyorlardı. Azınlıkların bu sebeple Türklerden ayrıcalıklı hakları bulunuyordu.

     Osmanlı Devleti, devlet ideolojisi olarak, İslamcılık, Osmanlıcılık, Türkçülük (Turancılık) gibi programları uygulamış, sonunda her üçü de etkisiz olmuÅŸtu. Yalnız Türkçülük akımı Birinci Dünya Savaşı sonunda Turancılık etkisinden kurtulabilmiÅŸti. Birinci Dünya Savaşı'na, bağımsızlık isteÄŸi ile giren İmparatorluk savaÅŸta yenilip Mondros AteÅŸkesi ile teslim oldu. PadiÅŸah ve Hükümet tam anlamıyla teslimiyetçi ve özellikle İngiliz isteklerine uygun bir politika izlemeye baÅŸladılar. Ulusal olmayan bu politika ümmi ve Hanedan çıkarlarına dönüktü. Oysa İtilâf Devletleri Ocak 1919'dan itibaren Osmanlı İmparatorluÄŸu'nu nasıl paylaÅŸacaklarını görüşmeye baÅŸlamışlardı. Mayıs 1919'dan itibaren de paylaÅŸma, yaÄŸmaya dönüştü. Buna karşılık Osmanlı Devlet adamları ve PadiÅŸah, her isteneni yerine getiren, kaderini İngiltere'nin eline terk eden bir politika içinde idi. Osmanlı Devleti'nin bu politikasının dışında, ülkenin kurtuluÅŸu için baÅŸka politikalar da oluÅŸmuÅŸtu. Amerikan mandası isteyenler ve yöresel kurtuluÅŸ çaresi arayanlar. Bunların izlediÄŸi politikanın esasını da yine Osmanlı İmparatorluÄŸu ve PadiÅŸah kavramları oluÅŸturuyordu.

     Bu durum karşısında M. Kemal PaÅŸa Anadolu'ya çıktığında bütün bu politikaların dışında, yeni inanç ve programa dayanan bir politikanın esaslarını ortaya koydu. M.Kemal bu politikanın esaslarını "Hakikat-ı halde, içinde bulunduÄŸumuz tarihte, Osmanlı Devleti'nin temelleri çökmüş, ömrü tamam olmuÅŸtu... Osmanlı Devleti onun bağımsızlığı, PadiÅŸahı, Halife, hükümet, bunlar hepsi kavramı kalmamış bir takım anlamsız sözlerden ibaretti... O halde ciddi ve gerçek karar ne olabilirdi? Efendiler, bu vaziyet karşısında bir tek karar vardı. O da ulusal egemenliÄŸe dayanan, kayıtsız ÅŸartsız bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak." sözleriyle ortaya açıkça koydu. Görülüyor ki Atatürk'ün politikasının esasını tam bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak düşünce ve eylemi oluÅŸturuyordu. Amasya Genelgesi ile ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenlik düşünceleri açıklanmış, Erzurum, Sivas Kongreleri ile ilan edilmiÅŸ ve B.M.M.'nin açılışı ile meÅŸru bir temelde somutlaÅŸtı. Yeni Turk Devleti tam bağımsızlık ilkesini esas alırken, Misak-ı Milli ile de sınırlarını gerçekçi bir biçimde çizdi. Ulusal sınırlar içinde tam bağımsız bir devlet kurulması için, ulusal ilkelerden ödün vermeden savaÅŸa baÅŸlandı ve dış iliÅŸkiler kuruldu.

     1921 yılı Türkiye'nin cephelerde ve dış politikada büyük baÅŸarılar elde ettiÄŸi bir yıl oldu. I. ve II. İnönü SavaÅŸları ve Sakarya Savaşı'nın kazanılması dış politikada çok olumlu sonuçlar verdi. Sovyetler Türkiye ile Moskova AntlaÅŸması'nı, Fransa da Ankara AntlaÅŸması'nı imzalayarak Türkiye'yi resmen tanıdılar. Türkiye'nin dış iliÅŸkilerinde izlediÄŸi politika tam ulusal bağımsızlık idi. Bu politikanın esaslarını Atatürk ÅŸu sözleri ile açıklıyordu: "Biz hayat ve bağımsızlık isteyen ulusuz ve yalnız bunun için canımızı veririz." "Ulusal sınırlarımız içinde her ÅŸeyden önce kendi gücümüze dayanarak varlığımızı sürdürmek ulusun ve ülkenin gerçek mutluluÄŸuna, kalkınmasına çalışmak... GeliÅŸigüzel büyük hayaller peÅŸinde ulusu uÄŸraÅŸtırmamak, harcamamak... Uygarlık dünyasından insanca karşılık ve dostluk görmeyi beklemek..." Atatürk'ün İstiklal Savaşı'nda kurduÄŸu bu ulusal politika bencil deÄŸildir. Bütün mazlum uluslar için idi. Atatürk'ün Erzurum Kongresi sırasındaki "Anadolu bu savunmasıyla yalnız kendi hayatına ait görevi yerine getirmiyor, belki bütün doÄŸuya yönelik saldırılara set çekiyor..."sözleri bunu belirtmektedir.

     Türkiye'nin dış iliÅŸkileri de tam bağımsızlık, karşılıklı haklara saygı,iç iÅŸlerine karışmamak ve karıştırmamak, bu esaslar içinde komÅŸularıyla ve bütün dünya ile iyi iliÅŸkiler kurmak esasları ile belirlendi.


     T.B.M.M-SOVYET RUSYA İLİŞKİLERİ

     Sovyetler BirliÄŸi'nin Türkiye'ye ilgisi, T.B.M.M.'nin kurulmasından çok daha önce baÅŸlamıştı. Sovyetler gizli anlaÅŸmaları ilan ederek Türkiye konusunda Çarlık Rusya'sının politikasını gütmediklerini belirtmek istemiÅŸlerdi. Anadolu'da M. Kemal PaÅŸa önderliÄŸinde baÅŸlayan Ulusal Mücadele Sovyetler tarafından iyi karşılanmıştı. Türkiye, emperyalizme karşı Ulusal Bağımsızlık Savaşı verirken, Sovyetler de İtilaf Devletleri'nce desteklenen karşı devrimci güçlerle ve Polonya ile savaşıyordu. Bu bakımdan her iki ülke de aynı düşmana karşı savaÅŸtıkları için birbirlerini doÄŸal müttefiki olarak görüyorlardı. Türkiye'nin bağımsızlık savaşının Sovyetler BirliÄŸi'nin kendi çıkarları açısından çok büyük önemi vardı. Çünkü Mondros AteÅŸkesi'nden sonra İngiltere İstanbul'a, BoÄŸazlara, Kafkasya'ya, Afganistan'a egemen olarak Sovyetleri güneyden kuÅŸatmıştı. Ayrıca İngilre Batı Anadolu'yu Yunanistan'a vererek, Ege Denizi'ne egemen güçlü bir Yunanistan ve DoÄŸu Anadolu'da da İngiltere'nin güdümünde bir Ermenistan ve Kürdistan kurmak, böylece Sovyetleri sıkıştırmak istiyordu. Aynca Kafkasya'da İngiltere'nin kurduÄŸu bağımsız devletler (Ermenistan, Gürcistan, Azerbeycan) aracılığı ile Sovyetler Bakü petrollerinden de yoksun bırakılmıştı. İşte Sovyetler BoÄŸazlar ve Anadolu'ya sahip dost veya hiç deÄŸilse kendisine düşman olmayan bir Türkiye'nin varlığını kendi çıkarları açısından yararlı görüyordu. Kafkasya'da kurulan baraj ancak Türkiye ile iÅŸbirliÄŸi yapılarak yıkılabilirdi. Ayrıca Sovyetler BirliÄŸi, Türkiye'nin emperyalizme karşı bağımsızlık savaşı yapmasının, Türkiye'nin SovyetleÅŸebileceÄŸini, böylece bütün islam dünyasının da kazanılabileceÄŸini düşünerek umutlanıyorlar ve Türk Ulusal Bağımsızlık Savaşı'nı sevinçle karşılıyorlardı. Bakü de yapılan III. Enternasyonal'in kararları da Sovyetler'in bütün Müslüman uluslar üzerinde etkili olması için Türkiye'yi desteklemesine baÅŸka bir nedendi. Sovyetler BirliÄŸi, Türkiye'nin emperyalizme karşı bağımsızlık savaşını kazanmasının, bütün sömürgelere örnek olabileceÄŸini ve sömürgelerin de ayaklanması sonucu, buraları sömüren Avrupa ülkelerinin fakirleÅŸerek, kapitalizmin çökeceÄŸini düşünüyorlardı. Görülüyor ki Sovyetler BirliÄŸi'nin Turkiye'yi desteklemesi için kendisi açısından büyük çıkarları bulunuyordu.

     Türkiye, İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa, İtalya, A.B.D.) ile savaÅŸ durumunda idi. Toprakları İtilaf Devletleri'nin orduları ve Yunan Orduları tarafından iÅŸgal edilmiÅŸti.Bu bakımdan Türkiye'nin Avrupa'dan yardım alması söz konusu olmadığı gibi, onlarla savaÅŸ durumundaydı.

     DışiÅŸleri Bakanı Muhtar Bey Meclis'te yaptığı konuÅŸmada, "Ankara Ulusal Hükümeti'nin, gereksinim duyduÄŸu dış dayanağı, batıda bulmasının olanağı yoktur. Hariciye Vekili olmak sıfatı ile resmen ve alenen beyan ediyorum ki, ÅŸimdiye kadar batıda bize saÄŸlam bir dayanak olacak ve ümit verecek hiçbir kesin deÄŸiÅŸiklik vaki deÄŸildir. Buna raÄŸmen, Hükümetimiz mutlaka ve mutlaka bu büyük mücadelede kendisine yardımcı olarak büyük bir dış kuvvete dayanmak zorundadır.", sözleriyle Türkiye'nin doÄŸal olarak Sovyetler BirliÄŸi ile anlaÅŸması gereÄŸini belirtiyordu. Ancak bir yardım söz konusu ise bunun ilkeleri de açıkça belirtilmeliydi. M. Kemal, Meclis'te Sovyet yardımı sözkonusu olduÄŸunda, dış yardımın ulusal bağımsızlık ilkelerimize aykırı olmaması gerektiÄŸini ortaya koymuÅŸtu. Ulusal geleneklerimizden ve bağımsızlığımızdan ödün vermemek koÅŸuluyla dıştan gelen her yardımın kabul edileceÄŸini belirten M. Kemal'in tezi hiç kuÅŸkusuz Sovyetlerin niyetine ters düşüyordu. M. Kemal daha Amasya Genelgesi'nin ilan edildiÄŸi tarihte Sovyetlerle iyi iliÅŸkiler kurulmasının önemini görmüş, fakat Sovyetler'in Türkiye'yi BolÅŸevikleÅŸtirmek isteklerini sezdiÄŸi için, ulusal bağımsızlık ilkesine ters düşen bu istekleri çok dikkatli bir ÅŸekilde engellemiÅŸti. Erzurum, Sivas, Kongreleri ve Misak-ı Milli kararları ile Türkiye'nin tezi açıkça belirince Sovyetler bundan hoÅŸlanmadılar.

     T.B.M.M.'nin kurulduÄŸu tarihte Türkiye, büyük tehdike içinde idi. Özellikle dış yardım konusu ağırlık kazanmıştı. Yukarda belirttiÄŸimiz gibi M. Kemal dış yardım konusunda ulusal bağımsızlık ilkesinin dışına kesinlikle çıkılmamasını ortaya koydu. Meclis'in açılmasından üç gün sonra 26 Nisan 1920'de M. Kemal, Lenin'e bir mektup yazarak, asker ve siyasi bir ittifak yapılarak batı emperyalizmine karşı, birlikte mücadele edilmesini, ayrıca "BolÅŸevikler" Gürcistan'a askeri harekat yaparak İngilizleri buradan çıkarmaya çalışırlarsa, Türkiye Hükümeti'nin de emperyalist Ermeni Hükümeti üzerine askeri harekat yapmayı kabul ettiÄŸini, baÅŸlangıç olarak 5.000.000 altın ve askeri silah, cephane, malzemenin gönderilmesini istedi. 1920 yılı başında Sovyetler ile yardım antlaÅŸması için "Türkiye Ulusal Kuvvetleri'nin Temsilcisi" olarak gönderilen Halil PaÅŸa'ya Sovyetler BirliÄŸi, yardım karşılığında "Bitlis, Van, MuÅŸ vilayetlerinin Ermenistan'a verilmesini" ÅŸart koÅŸmuÅŸlardı. Bu arada, yazılan mektubun yanıtı beklenmeden Bekir Sami Bey baÅŸkanlığında bir heyet 11 Mayıs 1920'de Sovyetler BirliÄŸi'ne gitmek üzere hareket etti. Fakat Sovyetlerdeki iç savaS ve ulaşım güçlükleri yüzünden heyet Moskova'ya ancak 19 Temmuz'da varabildi. Bu heyetin 11 Mayıs'ta hareket ettiÄŸi gün B.M.M.'nde Lenin'in bir mektubu okundu. Lenin mektubunda Ermeni haklarından söz ediyordu. M. Kemal'in 26 Nisan tarihli mektutuna ise Sovyetler'in Çiçerin imzası ile (tarih 2 Haziran) yanıtl ancak 15 Haziran'da geldi. Çiçerin mektubunda Ermenilerin yerlerine dönmesi ve bundan sonra "Türk Ermanistan'ında, Kürdistan'da, Lazistan'da, Batum'da plebisit (halk oylaması) yapılmasını" istiyor ve yardımı bu ÅŸarta baÄŸlıyordu. Garülüyor ki dostluk iliÅŸkileri ve yardım isteÄŸi ile baÅŸvurulan Sovyetlerin, Türkiye'yi SovyetleÅŸtirmek isteklerinden baÅŸka, Ermenilerin geri dönmesini saÄŸlayıp, DoÄŸu Anadolu'yu Ermenistan'a vermek, Türkiye'yi parçalamak ve bunları kolayca yutmak niyetleri vardı. Sovyetler bu görüşlerinde ısrar ettikleri için de Türk-Sovyet iliÅŸkileri gecikti. Türk Heyeti Lenin ve Çiçerin ile AÄŸustos 1920'de görüştüklerinde Sovyetler isteklerinde ısrar ettiler. 24 AÄŸustos'ta`bir antlaÅŸma tasarlsı hazırlandıysa da Sovyetlerin Ermeniler konusundaki ısrarları yüzünden etkili olmadı. Türk Heyeti, Türkiye batıda Yunanistan'a ve doÄŸuda Ermenilere toprak vermemek için savaÅŸtığı yanıtını vererek bu istekleri red etti. Türkiye Sovyetler ile iyi iliÅŸkiler kurulması için, Haziran ayında baÅŸlaması gereken DoÄŸu Cephesi'ndeki Ermeni harekatını da bu yüzden ertelemiÅŸti. Fakat Sovyetlerin bu tutumu ve Kızılordu'nun Kafkasya'ya girmesi üzerine Türk Ordusu ileri harekata geçti. 1 Eylü! 1920'de Bakü'da toplanan "Åžark Milletleri Kurultayı"nda Zinovyev açış konuÅŸmasında Türkiye'ye deÄŸinerek "Başında M. Kemal bulunan hareketin komünist harekatı olmadığını bir dakika bile unutmuyoruz.", "Fakat İngiliz Hükümeti'nin aleyhine yüriyen her devrim mücadelesine yardım etmeye hazır olduklarını." söyledi. M. Kemal PaÅŸa Sovyetler BirliÄŸi ile dostluk iliÅŸkilerinin, Türkiye'nin tezi çerçevesinde saÄŸlanması için Ali Fuat PaÅŸa'yı Moskova ElçiliÄŸi'ne atadı. 16 Ekim 1920'de Moskova'da bulunan Türk heyetine de Ruslar'ın, Misak-ı Milli'ye aykırı isteklerinin kesinlikle red edilmesini ve emperyalizme karşı birlikte mücadele etme konusunda da Ruslardan şüphelenildiÄŸinn kendilerine bildirilmesi emrini verdi. Türk Ordusu'nun Ermenileri yenip barışa zorlaması Sovyetleri rahatsız etti. Ermenistan'ı SovyetleÅŸtiren Sovyetler BirliÄŸi, Ermenilerle Türkiye arasındaki anlaÅŸmayı beÄŸenmediklerini belirtip deÄŸiÅŸtirilmesini istediler. Türkiye bu istekleri de red etti. Sovyetlerin Kafkasya'yı ve DoÄŸu Anadolu'yu bu ÅŸekilde ele geçirmek istedikleri çok açıktı. Bir yandan da, Türkiye'yi oyalamışlardı. Azerbeycan ve Ermenistan'da birer BolÅŸevik Hükümeti kurmayı baÅŸaran Sovyetler, Gürcistan'ı ele geçirmeye çalışıyorlardı. Sovyetler BirliÄŸi bu sırada İngiltere ile ticaret antlaÅŸması imzalamak üzere olduklarından Türkiye ile antlaÅŸmayı, İngilizleri kızdırmamak için de geciktiriyorlardı. Fakat İngiltere'nin Sovyetlerden istediÄŸi, Türk İstiklal Savaşı'na yardım etmemeleri ÅŸartını red ettiler. Yine bu sırada Türkiye'nin Londra Konferansı'na (Åžubat 1921) katılması Sovyetler'i, Türkiye'nin İngiltere ile anlaÅŸmak üzere olduÄŸu endiÅŸesine düşürdü. Bir yandan bu iliÅŸkiler sürerken, diÄŸer yandan Sovyetler Kafkasya'yı ele geçirmek için ilerliyorlardı. Gürcistan 1921 yılı başında Türkiye ile iliÅŸki kurup, Ankara'ya bir elçi gönderdi. Elçi M. Kemal ile görüşerek, Gürcistan'ın Sovyet tehdidi altında bulunduÄŸunu, Gürcistan'ı Sovyet iÅŸgalinden kurtarmak için Türk kuvvetlerinin Gürcistan'ın bazı bölgelerini geçici olarak iÅŸgal etmesini istedi. 20 Åžubat 1921 tarihinde Sovyet Orduları Gürcistan'ı iÅŸgale baÅŸladılar. Türkiye de 22 Åžubat'ta Gürcistan'a bir nota vererek, Brest-Litowsk AntlaÅŸması gereÄŸince Ardahan ve Artvin'in iadesini istedi. Gürcü Hükümeti bu isteÄŸi kabul edince, bu bölgeler Türkiye'ye devredildi. Kazım Karabekir PaÅŸa da Sovyetler Batum'a yaklaÅŸmadan 11 Mart'ta Batum'u kayıtsız ÅŸartsız iÅŸgal etti. Fakat aynı sırada Gürcü Hükümeti Sovyetlerle bir antlaÅŸma imza ederek (17 Mart), Batum'un Sovyetler tarafından iÅŸÅŸalini kabul etmek zorunda kalmışlardı. Bu durumda Batum'da bulunan Türk kuvvetleri ile Kızılordu arasında çatışma tehlikesi belirmiÅŸti. Bu tehlikeli durum 16 Mart 1921 tarihinde imzalanan Moskova AntlaÅžması ile ortadan kalktı. Batum Gürcistan'a (dolayısıyle Sovyetlere) bırakıldı. Fakat bunun dışında, Sovyetler BirliÄŸi M. Kemal PaÅŸa'nın bütün tezini kabul etti. Sovyetler BirliÄŸi Sakarya Savaşı sonuna kadar yeterli yardımda bulunmadılar. Bu tarihten sonra baÅŸlayan Sovyet yardımı konusunda ayrıca durulacaktır.

 
Logged

Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin.
Uye ol yada Giris yap
En Güzel Paylaşımlar İçin Mail Grubumuza Üye Olun

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Sarki Sozleri

Picasa Fotoðraf ve Slayt Programý matematik ingilizce Fizik Gebelik Saglik anaokulu gazeteler Bilim Teknik Teknoloji

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

101 102 102 103 104 105 106 107 108 109 110

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

101 102 102 103 104 105 106 107 108 109 110

  Salata Tarifleri Tatli Tarifleri Tavuk Yemekleri Corba Tarifleri Dolma Tarifleri Et Yemekleri Kek Tarifleri Pasta Tarifleri Borek Tarifleri Edebiyat Yemek Tarifleri Video izle Forumlopedi Turku Dinle Mesajlar Oteller saglik teknoloji bilim teknik teknoloji yemek tarifleri edebiyat otel emlak inþaat tekstil
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.085 Saniyede 18 Sorgu ile OluÅŸturuldu