Şarkı Sözleri
Mayıs 16, 2008, 06:46:45 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ULUSAL KURTULUÅž MÜCADELESİ'NİN YÖNTEMİ  (Okunma Sayısı 284 defa)
Admin
Administrator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 12629


Üyelik Bilgileri E-Posta
« : Temmuz 21, 2007, 08:10:42 ÖS »

 
ULUSAL KURTULUÅž MÜCADELESİ'NİN YÖNTEMİ      M. Kemal PaÅŸa zor bir yolculuktan sonra 19 Mayıs 1919 günü Samsun'a ayak bastı.Nutuk'da o gün ülkenin durumunu şöyle belirtiyor;

     "Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduÄŸu topluluk, Genel SavaÅŸ'ta (Birinci Dünya Savaşı) yenilmiÅŸ, Osmanlı ordusu her yanda zedelenmiÅŸ, ÅŸartları ağır bir mütarekename (AteÅŸkes AntlaÅŸması) imzalanmış, Büyük savaşın uzun yılları boyunca, ulus yorgun ve yoksul bir durumda. Ulusu ve yurdu Genel SavaÅŸ'a sürükleyenler, kendi baÅŸlarının kaygısına düşerek, yurttan kaçmışlar. PadiÅŸah ve Halife olan Vahdettin, soysuzlaÅŸmış, kendini ve yalnız tahtını koruyabileceÄŸini umduÄŸu alçakça yollar araÅŸtırmakta. Damat Ferit PaÅŸa'nın isteklerine uyulmuÅŸ ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma boyun eÄŸmiÅŸ. Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta.. İtilâf Devletleri, AteÅŸkes AntlaÅŸması hükümlerine uymayı gerekli görmüyorlar. Birer uydurma nedenle İtilaf donanmaları ve askerleri İstanbulda. Adana iline Fransızlar, Urfa, MaraÅŸ, Anteb'e İngilizler girmiÅŸler. Antalya ile Konya'da İtalyan birlikleri, Merzifon'la Samsun'da İngiliz askerleri bulunuyor. Her yanda yabancı devletlerin subay ve memurları ve özel adamları çalışmakta... 15 Mayıs 1919'da İtilaf Devletleri'nin uygun bulmasıyla Yunan ordusu İzmir'e çıkarılıyor..."

     Osmanlı İmparatorluÄŸu'nun parçalandığını gören azınlılar da çeÅŸitli dernekler kurmuÅŸlardı. Bunun yanı sıra Kürt Teali Cemiyeti, İslam Teali Cemiyeti ve İngiliz Muhipler Cemiyeti gibi zararlı cemiyetler de etkiliydiler. Ülke bir yandan iÅŸgal edilirken diÄŸer yandan da parçalanarak paylaşılmak isteniyordu. Atatürk bu durumu şöyle açıklıyordu: "Felaketin korkunçluÄŸunu ve ağırlığını anlamaya baÅŸlayanlar, bulundukları çevreye ve olaylardan etkilenebilme güçlerine göre kurtuluÅŸ çaresi saydıkları yollara baÅŸ vuruyorlar. Ordu, adı var, kendi yok durumda. Komutanlar ve subaylar, Genel Savaşın bunca sıkıntı ve güçlükleriyle yorgun, yurdun parçalanmakta olduÄŸunu görmekte yürekleri kan aÄŸlıyor, gözleri önünde derinleÅŸen karanlık felaket uçurumun kıyısında kafaları, çıkar yol, kurtuluÅŸ yolu aramakta.." ".. Ulus ve ordu, PadiÅŸah ve Halifenin hayınlığından haberli olmadığı gibi, o makama ve o makamda bulunana karşı yüzyılların kökleÅŸtirdiÄŸi din ve gelenek baÄŸlarıyla içten baÄŸlı ve uysal. Ulus ve ordu kurtuluÅŸ yolu düşünürken, bu atadan gelen alışkanlık dolayısıyla kendinden önce yüce halifeliÄŸin ve padiÅŸahlığın kurtuluÅŸunu ve dokunulmazlığını düşünüyor. Halifesiz ve padiÅŸahsız kurtuluÅŸun anlamını kavramaya yetenekli deÄŸil... Bu inançla baÄŸdaÅŸmaz görüş ve düşüncelerini açığa vuracakların vay haline hemen dinsiz, vatansız, hayın, istenmez olur."

     "... KurtuluÅŸ yolu ararken İngiltere, Fransa, İtalya gibi devletleri gücendirmemek, temel ilke gibi görülmekteydi. Bu devletlerden yalnız biriyle bile baÅŸa çıkılamayacağı kuruntusu,hemen bütün kafalarda yer etmiÅŸti. Osmanlı Devleti'nin yanında, koskoca Almanya, Avusturya-Macaristan varken hepsini birden yenen, yerlere seren İtilaf kuvvetleri karşısında, yeniden onlarla düşmanlığa varabilecek durumlara girmekten daha büyük mantıksızlık ve akılsızlık olamazdı.
     Bu anlayışta olan yalnız halk deÄŸildi. Özellikle seçkin denilen insanlar bile böyle düşünüyorlardı."

     Mustafa Kemal PaÅŸa Samsun'a çıktığı tarihte Anadolu'nun durumu periÅŸandı. Uzun savaÅŸ yıllarının yarattığı felaketler yüzünden Anadolu'da devlet otoritesi kalmamıştı. Hükümet Anadolu'yu unutmuÅŸtu. Bölgesel yönetimler beceriksiz, bütün örgütler yıkılmış, particilik kavgaları en küçük kasabaya bile yayılmıştı. Halk ile yöneticiler arasındaki ilgi kaybolmuÅŸ, sivil idare acz içinde, ekonomik hayat yıkılmış ve kağıt paraya kimsenin güveni kalmamıştı. Ekonomik hayatla birlikte sosyal çöküntü baÅŸlamıştı. Erkeklerini kaybeden ailelerin durumları daha da kötü durumdaydı. Açlık, sefalet her geçen gün artıyordu. Birinci Dünya Savaşı sonuna doÄŸru artan asker kaçağı ve bunların yaptığı soygun ve saldırı olayları yüzünden mal, can ve ırz güvenligi azalmıştı. Noksan jandarma kadroları ile güvenlik saÄŸlamak olanaksızdı. Yine savaÅŸ sırasında Rus iÅŸgali dolayısıyla içerilere göç çok olmuÅŸtu. Yunan iÅŸgali üzerine de Batı Anadolu'dan içerilere göç baÅŸlamıştı. Bütün bunlar açlık ve sefaleti arttırmıştı. Samsun yöresinde, bütün bunlara ilaveten Rum çetecilerinin korkusundan, Türkler de çeteler kurmuÅŸlardı. Öyleki, 1919'da Anadolu'da gezmek tehlikeleri göze almakla yapılabiliyordu.

     Bu olanaksızlıkların yanısıra, ülkenin bütünüyle kurtulabileceÄŸine inanan hiç kimse yoktu. Tam bağımsız yeni bir Türk devletinin ancak topyekün bir savaÅŸla kurulabileceÄŸine inanan tek kiÅŸi M. Kemal idi. M. Kemal PaÅŸa dışında kurtuluÅŸ arayanlar, İtilaf Devletleri'ne karşı düşmanlık etmeden ve PadiÅŸah-Halife'ye canla baÅŸla baÄŸlı kalmak ÅŸartıyla kurtuluÅŸ düşünüyorlardı. Oysa, kurtuluÅŸun baÅŸarılabilmesi için bu iki gücün de yenilmesi gerekiyordu. İtilaf Devletleri'nin alt edilmesiyle "Ulusal Bağımsızlık", PadiÅŸah-Halife'nin alt edilmesiyle de "Ulusal Egemenlik" kazanılacaktı. Ulusu bu inanç etrafında toplamak ve yeni bir savaÅŸa hazırlamak gerekiyordu.

     Bütün bu çaresizlikleri görenler, topyekün bir savaşı düşünmedikleri için, türlü kurtuluÅŸ düşüncesi ortaya çıkmıştı. Bu durumu Atatürk şöyle açıklıyordu:
     "Birincisi : İngiltere'nin koruyuculuÄŸunu istemek.
     Ä°kincisi : Amerika'nın güdümünü istemek. Bu iki türlü karara varmış olanlar, Osmanlı Devleti'nin bir bütün olarak kalmasını düşünenlerdir. Osmanlı ülkesinin çeÅŸitli devletler arasında paylaşılmasından ise, bu ülkeyi bütün olarak bir devletin kanadı altında bulundurmayı yeÄŸleyenlerdir.

     ÃœÃ§Ã¼ncü karar bölgesi kurtuluÅŸ yolları ile ilgilidir. ÖrneÄŸin: Bazı bölgeler, kendilerinin Osmanlı Devleti'nden koparılacağı görüşünde ondan ayrılmamak yollarına baÅŸvuruluyor. Bazı bölgelerde Osmanlı Devleti'nin ortadan kaldırılacağına, Osmanlı ülkesinin paylaşılacağına olup bitti gözüyle bakarak kendi baÅŸlarını kurtarmaya çalışıyorlar." Bütün bu karar ve kurtuluÅŸ çarelerini yerinde bulmayan M. Kemal PaÅŸa kendi kararını şöyle açıklıyordu:

     "...bu kararların dayandığı bütün kanıtlar ve mantıklar çürüktü, temelsizdi. Gerçekte, içinde bulunduÄŸumuz o günlerde, Osmanlı Devleti'nin temelleri çökmüş, ömrü tükenmiÅŸti.Osmanlı ülkesi bütün bütüne parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk'ün barındığı bir ata yurdu kalmışh. Son olarak bunun da paylaşılmasını saÄŸlamak için uÄŸraşılmaktaydı. Osmanlı Devleti, onun bağımsızlığı, PadiÅŸah, Halife, hükümet, bunların hepsi kavramı kalmamış bir takım anlamsız sözlerdi. Neyin ve kimin dokunulmazlıgı için kimden ve ne gibi yardım istemek düşünülüyordu? O halde saÄŸlam ve gerçek karar ne olabilirdi? Baylar bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da ulus egemenliÄŸine dayanan, kayıtsız, ÅŸartsız, bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak İşte, daha İstanbul'dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun'da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamaya baÅŸladığımız karar, bu karar olmuÅŸtur. Bu kararın dayandığı en saÄŸlam düşünüş ve mantık ÅŸu idi: Temel ilke, Türk Ulusu'nun onurlu ve ÅŸerefli bir ulus olarak yaÅŸamasıdır. Bu, ancak tam bağımsız olmakla saÄŸlanabilir. Ne denli zengin ve müreffeh (gönençli) olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uÅŸak durumunda kalmaktan kendini kurtaramaz. Yabancı bir devletin koruyuculuÄŸunu istemek insanlık niteliklerinden yoksunluÄŸu, güçsüzlüğü ve beceriksizliÄŸi açığa vurmaktan baÅŸka birÅŸey deÄŸildir. Gerçekten bu aÅŸağılık duruma düşmemiÅŸ olanların, isteyerek baÅŸlarına yabancı bir yönetici getirmeleri hiç düşünülemez. Oysa Türk'ün onuru ve yetenekleri çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir ulus, tutsak yaÅŸamaktansa yok olsun daha iyidir.
     Ã–YLEYSE YA BAÄžIMSIZLIK YA ÖLÜM."

     Ä°ÅŸte yeni Türk Devleti'nin kuruluÅŸunu hazırlayan Türk İstiklal Savaşı'nın parolası bu idi. Ancak bu yeni düşüncenin ulusa kabul ettirilmesi ve bunun saÄŸlanabilmesi için de "Osmanlı Hükümeti'ne, Osmanlı PadiÅŸahı'na ve Müslümanların Halifesine baÅŸkaldırmak ve bütün ulusu ve orduyu ayaklandırmak gerekiyordu." "Ulusal savaşın, ulusal bağımsızlık amacına ulaÅŸtıkça ulusal egemenliÄŸe dönüşmesi kaçınılmaz bir tarihi akış idi. Bu kaçınılmaz tarihi akış, gelenekten gelen alışkanlığ ile, hemen sezinleyen PadiÅŸah soyu ilk andan baÅŸlayarak Ulusal SavaÅŸ'ın amansız bir düşmanı oldu." Bütün bu gerçekleri gören M. Kemal PaÅŸa, düşüncelerini Türk Ulusu'nun vicdanında ve geleceÄŸinde sezdiÄŸi büyük geliÅŸme yeteneÄŸini bir ulusal sır gibi vicdanında taşıyarak ve aÅŸama aÅŸama sırası geldikçe uygulayarak baÅŸarıya doÄŸru yürümekteydi.

     Ulusal bağımsızlık ve egemenlik savaşının kazanılması öncelikle ulusal birliÄŸin saÄŸlanması ile mümkündü. Bunun için de yeni Türk Devleti'nin, ulus iradesine dayanan bir güç olarak Anadolu'da tanınması ve otoriteyi ele geçirmesi gerekiyordu. Bu amaçla, M. Kemal PaÅŸa Samsun'a gelir gelmez ilk iÅŸ olarak, askeri, sivil yönetimi bir merkezde toplamak için çalışmaya baÅŸladı. Bu siyasi örgütlenme yeni Türk Devleti'nin kuruluÅŸ baÅŸlangıcını oluÅŸturuyordu. Türk İstiklal Savaşı'nda herÅŸeyden önce liderin irade ve düşüncesinin çok büyük yeri vardır. Bu bakımdan M. Kemal PaÅŸa'nın elinde ne ordu, ne silah, cephane ve para, ne de siyasi anlamda örgütlenmiÅŸ ve bilinçlenmiÅŸ bir ulus vardı. Fakat O'nu bu yola götüren "Türk Ulusu'nun asaletinden doÄŸan ve benim vicdanımı dolduran yüksek manevi bir kuvvet vardı." dediÄŸi baÅŸarı inancı idi.

     M. Kemal PaÅŸa'nın Samsun'a varmasından bir süre önce İngilizler Samsun ve Merzifon'a yeni kuvvetler çıkarmışlardı. Bu bakımdan buraları güvenli deÄŸildi. M. Kemal PaÅŸa Samsun'a çıktıktan hemen sonra, yöredeki durumu inceleyip, İngilizlerle görüştükten sonra, 20 Mayıs'ta Sadarete yolladığı telgrafla:

     "İzmir'in Yunan askeri tarafından iÅŸgali olayı, yakından temasta bulunduÄŸum ulusu ve orduyu ve tarif edilemeyecek derecede içten yaralamıştır. Ne ulus ve ne ordu, varlığına karşı yapılan bu haksız tecavüzü sindirmeyecek ve kabul etmeyecektir..." diyerek, ulus ve ordunun hükümetçe önlem alınacağı ve haklarının korunacağı umuduyla ÅŸimdilik sükunetlerini koruduklarını ve yine Samsun'dan 21-23 Mayıs'ta Ali Fuat ve Kazım Karabekir PaÅŸalar'a çektigi telgrafla, Anadolu'ya geldiÄŸini ve amacını biraz kapalı olarak belirtti.· Samsun yöresindeki bütün asayiÅŸsizliÄŸin Rum çetelerince yapıldığını ve İngilizlerin buralara haksız yere asker çıkartmış olduÄŸunu belirten 22 Mayıs tarihli telgrafı ile de Hükümet'in bu durum karşısında önlem almasını istedi.

      Azınlıkta olan Rumlar'ın, Rusya'dan Rum göçmenleri getirttikleriııi yörede çeteler kurarak soygun, öldürme, tecavüz olaylarına baÅŸladığını buna karşı, Türk halkının, Rum çetelerinden korunmak için çeteler kurduÄŸunu, hatta Trabzon bölgesinden para ile Laz çeteleri getirttiklerini ve böylece canlarını ve mallarını koruyabileceklerini, Rumlar'ın Samsun bölgesindeki emellerinden vazgeçmeleri ile sükunetin saÄŸlanacağını belirten M. Kemal PaÅŸa, "Türklüğün yabancı idaresine tahammülü" ve Yunanlıların Osmanlı memleketlerinin hiç bir yerinde hakimiyet hakları olmadığını, bu sebeple İzmir'in iÅŸgaline razı olunamayacanı İngilizler'e söylediÄŸini bildirdi. İzmir'in iÅŸgali ve Rumlar'ın, ülkenin çeÅŸitli yerlerindeki taÅŸkınlıkları ve Samsun yöresinde Rum Pontus Devleti kurmak için giriÅŸtikleri çabalar karşısında Osmanlı Hükümeti'nin çaresiz, hatta iÅŸgalleri kolaylaÅŸtırıcı tutumu, M. Kemal PaÅŸa'nın ulus ve orduyu bu durumdan haberdar etmek, ulus ve memleketin kurtuluÅŸu için yeni bir örgütlenme gereÄŸine inandırmıştı. Ancak Samsun'da kalması güvenlik yönünden sakıncalı idi. Düşüncelerini uygulamak için daha içerilere geçmeye karar vererek 25 Mayıs'ta Havza'ya geldi.

     Havza'da halkla doÄŸrudan temasa geçen M.Kemal PaÅŸa halka,ülkenin içinde bulunduÄŸu durumu, PadiÅŸah ve Hükümet'in tutumunu, İtilaf Devletleri'nin Türk Ulusu'na köleliÄŸi layık gördüklerini, Rum ve Ermeni çetelerinin yarattığı tehlikeyi ve İngilizler'in Samsun'da olduklarını ulus ve orduyu örgütlemek ve isyan ettirmek yolunda ilk adımı da atmış oluyordu. Bir yandan ulusal bilinçlenme ve ulusal birlik için çalışırken, diÄŸer yandan bunun saÄŸlanması için de siyasi, askeri örgütlenmeye baÅŸladı. Bu amaçla Samsun'da iken Kazım Karabekir ve Ali Fuat PaÅŸalar ile yazışmıştı. Havza'ya geldikten sonra ordu ile temasını daha da sıklaÅŸtırdı. Yalnızca Anadolu'daki deÄŸil, Trakya'daki ordu birlikleri ile de temasını yoÄŸunlaÅŸtıran M. Kemal PaÅŸa, orduyu bir komuta altında toplamak ve düşman iÅŸgallerine karşı konması gereÄŸine komutanları inandırmaya çalıştı. Edirne'de bulunan Cafer Tayyar PaÅŸa'ya yolladığı telgrafta bu amacını ÅŸu sözleriyle "Bağımsızlığa ulaşıncaya kadar, bütün ulusla birlikte, özveriyle çalışacağıma kutsal inançlarım adına and içtim. Ben artık Anadolu'dan hiçbir yere gidemem." diyerek açıkça belirtti. Yine aynı telgrafla (18 Haziran) Trakya'nın direnme gücünü arttırmak amacıyla "Anadolu halkı baÅŸtan aÅŸağı bölünmez bir bütün haline getirildi. Bütün bu kararlar, bütün komutanlar ve arkadaÅŸlarımızla birlikte alınıyor. Vali ve mutasarrıfların hemen hepsi bizden yanadır. Anadolu'daki ulusal örgütler ile ve bucaklara dek geniÅŸledi. İngiliz koruyuculuÄŸu altında bir bağımsız Kürdistan kurulması ile ilgili propaganda ortadan kaldırıldı ve bu amacı güdenler yola getirildi. Kürtler ve Türkler birleÅŸtirildi. " sözleriyle de henüz kurulmamış olan bu askeri ve mülki birleÅŸmenin yeni bir otoriteye doÄŸru geliÅŸmekte olduÄŸunu belirtti.

     "Ulusal Mücadele" için ordunun kazanılması ve bir komuta altında birleÅŸtirilmesine çalışan M. Kemal PaÅŸa Havza'ya geldikten sonra, halkı da Ulusal Mücadele düşüncesi etrafında birleÅŸtirme hareketine baÅŸlamıştı. İngilizler tarafından Diyarbakır'daki birliklerden toplanarak Samsun'a getirilmekte olan binlerce tüfek mekanizmasına Havza'da el koydurttu. DiÄŸer yerlerdeki ordu birliklerince aynı iÅŸlemlerin yapılmasını saÄŸladı. "Erzurum'da Åžark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuki Cemiyeti"nin ilerleyen kongre hazırlıklarını da yakından izliyordu. 28 Mayıs'ta Komutan, valiler ve ulusal kuruluÅŸlara gönderdiÄŸi yazıda ülkenin içinde bulunduÄŸu durumu anlattıktan sonra, mitingler ve protesto gösterileri düzenlemelerini ve ulusal hakların savunulmasını istedi. Bu yazıdan sonra yurdun birçok yerinde miting ve protestolar çoÄŸaldı.

     M. Kemal PaÅŸa'nın bir yandan orduyu bir yandan da ulusu örgütlemesi, Ulusal DireniÅŸe çağırması, İngilizler ve İstanbul Hükümeti'nce kısa zamanda duyuldu. O'nun Anadolu'daki çalışmalarından endiÅŸelenen İşgal Kuvvetleri Karadeniz Ordusu BaÅŸkomuta'nı General Milne, Harbiye Nezareti'ne yazdığı yazı ile, Mustafa Kemal PaÅŸa ile emrindeki subayların vilayetlerde dolaÅŸmaları halk efkârını incittiÄŸi gibi, askerlik yönünden de, "Mustafa Kemal ile emrindekilerinin çalışmalarına lüzum görülmediÄŸinden derhal İstanbul'a çaÄŸrılmaları..."nı istedi. Harbiye Nezareti'ne yapılan baskılardan sonra, Harbiye Nezareti 8 Haziran'da Kemal PaÅŸa'yı geri çağırdı. Ancak O'nun geri dönmeye hiç niyeti yoktu. Bu sırada Anadolu ya geçmiÅŸ bulunan Rauf Bey'i Havza'ya çağıran M. Kemal PaÅŸa 12 Haziran'a kadar Havza'daki çalışmalarını.sürdürdü. İngilizler'in Merzifon'da bulunması sebebiyle karargahını Amasya'ya taşımaya karar veren M. Kemal PaÅŸa 13 Haziran'da da Amasya'ya geldi. Böylece Havza'ya çağırmış bulunduÄŸu askadaÅŸları ile Amasya'da buluÅŸacaktı. Bu arada İstanbul Hükümeti'nde Mehmet Ali Bey İçiÅŸleri Bakanlığı'ndan ayrıldı ve yerine Ali Kemal Bey geçti. Yeni Bakan teslimiyetçi politikasını Anadolu'daki bu ulusal uyanış ve örgütlenmeyi dagıtacak bir biçimde uygulamaya baÅŸladı. 17 Haziran'da Anadolu'ya yolladığı emirle, iÅŸgallere direnilmemesini, ulusal ordu kurulmamasını istiyor, bu hareketlerin asayiÅŸi bozduÄŸunu, soygun ve iÅŸgallerin nedeninin bu ulusal hareketler olduÄŸunu ileri sürüyor, "bu gafletle, safdillikle ve vatanperverlik düşüncesine dalanları nasihatlarla ikaz ediniz, olmazsa zorla yola yatırınız." diyordu. DiÄŸer yandan Posta ve Telgraf Umum Müdürlüğü de "Müdafaa-i Hukuk" ve "Redd-i İlhak" Dernekleri'nin verdikleri telgrafların kabul edilmemesini bildirdi. Bunun üzerine M. Kemal PaÅŸa 20 Haziran'da İller'e ve Kolordular'a çektiÄŸi telgraflarla, " telgrafçıların bu emre uymayacağına inandığını, uyan hainler bulunursa Divan-ı Harbe verilerek cezalandırılmalarını " bildirdi.
 
Logged

Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin.
Uye ol yada Giris yap
En Güzel Paylaşımlar İçin Mail Grubumuza Üye Olun

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Sarki Sozleri

Picasa Fotoðraf ve Slayt Programý matematik ingilizce Fizik Gebelik Saglik anaokulu gazeteler Bilim Teknik Teknoloji

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

101 102 102 103 104 105 106 107 108 109 110

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

101 102 102 103 104 105 106 107 108 109 110

  Salata Tarifleri Tatli Tarifleri Tavuk Yemekleri Corba Tarifleri Dolma Tarifleri Et Yemekleri Kek Tarifleri Pasta Tarifleri Borek Tarifleri Edebiyat Yemek Tarifleri Video izle Forumlopedi Turku Dinle Mesajlar Oteller saglik teknoloji bilim teknik teknoloji yemek tarifleri edebiyat otel emlak inþaat tekstil
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.089 Saniyede 18 Sorgu ile OluÅŸturuldu