Şarkı Sözleri
Mayıs 17, 2008, 10:17:00 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İZMİR'İN İŞGALİNE TEPKİLER  (Okunma Sayısı 278 defa)
Admin
Administrator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 12629


Üyelik Bilgileri E-Posta
« : Temmuz 21, 2007, 03:09:39 ÖS »

İZMİR'İN İŞGALİNE TEPKİLER
 


      BilindiÄŸi gibi Lloyd george, Clémanceau ve Wilson'dan oluÅŸan Yüksek Konsey, L. George'un davetiyle Anadolu'da asayiÅŸsizliÄŸini hüküm sürdüğünü ve Hristiyan halkın tehlikede olduÄŸunu bahane ederek 15 Mayıs 1919'da Yunan ordusunun İzmir'e çıkmasına izin vermiÅŸ. Yunan kuvvetleri vali ve kolordu komutanının pasif tutumlarının da yardımıyla kenti iÅŸgal etmiÅŸlerdi. Yerli Rumlar Yunanlıları bayraklarla karşılamışlardı. İzmir Metropoliti Chrisostomos ilk gelen kuvveti takdis etmiÅŸ, papazlardan biri de "Türkleri öldürün" diye bağırmaya baÅŸlamıştı. Askerlik ÅŸubesi baÅŸkanı Süleyman Fethi Bey süngülenerek öldürülmüş, Türk subayları binlerce yerli Rumun taÅŸlı sopalı saldırısına uÄŸramıştı. Bazılarının kafatasları kırılarak öldürülmüş, bazı yaralılar ölmeden denize atılmıştı. Kahvehanelerde bira içen kadınlı erkekli Rum grupları önlerinden geçen Türkler üzerinde atış talimleri yapmışlardı. Elleri baÄŸlı Türk esirleri Yunan baÅŸbakanı Venizeolos'un olayları soruÅŸturmakla görevlendirdiÄŸi Albay Mazarakis'in bile kudurmuÅŸ olarak nitelendirdiÄŸi Rumlar tarafından parçalanarak öldürülmüşlerdi.

      Uygar dünyanın gözü önünde iÅŸlenen bu cinayetler kuÅŸkusuz Türk milletinin üzüntü ve nefretini bir kat daha artırmıştı. 16 Mayıs'ta hükümet istifa etmiÅŸ, yeni hükümeti kurma görevi tekrar Damat Ferit PaÅŸa'ya verilmiÅŸti. Mustafa Kemal PaÅŸa Samsun'dan Sadaret'e çektiÄŸi bir telgrafla İzmir'in Yunanlılar tarafından iÅŸgalinin ordu ve milletçe kabul edilemeyeceÄŸini bildirmiÅŸti. İstanbul'da iÅŸgali kınayan mitingler yapılmış, Yıldız sarayında cemiyet ve parti temsilcileriin katıldığı Saltanat Åžurası adıyla istiÅŸarî yetkileri olan bir meclis toplanmıştı. Yurdun dört bir yanında coÅŸkulu mitingler düzenlenmiÅŸ, İstanbul'daki resmî makamlara protesto telgrafları yaÄŸdırılmıştı.

      İzmir'in iÅŸgaline tepkiler, özellikle böyle bir iÅŸgal tehlikesi altında bulunan Orta ve DoÄŸu Karadeniz kıyılarında daha bir etkili bulunan ilhak anlamına gelmediÄŸiini anlatmak için özel bir kurul gönderilmiÅŸti. Giresunlular 17 Mayıs'ta Belediye Reisi Osman AÄŸa'nın (Topal Osman) baÅŸkanlığında büyük bir protesto mitingi düzenlemiÅŸlerdi. Bölge basını da iÅŸgali büyük bir tepki ile karşılamıştı. Giresun'da siyah çerçeveler içinde "İzmir Faciasını unutmayınız" hitabı ile yayınlanmakta olan Işık Gazetesi, iÅŸgalin etkisini şöyle ifade etmiÅŸti: "Göklerden yıldırımlar yaÄŸsa, daÄŸlardan kanlı volkanlar fışkırsa, denizler taÅŸsa da araziyi tufanlara boÄŸsa idi Türklüğe, alem-i İslamiyete belki o kadar tesir göstermezdi".

      İşgalin gerek Trakya'da gerekse DoÄŸu ve GüneydoÄŸu Anadolu'daki tepkileri de bundan farklı olmamıştı. Trakya'nın bir çok yerinde düzenlenen mitinglerin en önemlisi Trakya-PaÅŸaeli Müdafaa Heyet-i Osmaniyesi'nin Edirne'de düzenlediÄŸi Sultan Selim mitingiydi. Siirt'te heycana gelen halk her gün insan dalgaları halinde ilçe, bucak ve köylerden sancak merkezine akarak mitingler yapmıştı. 23 Haziran'da yapılan mitinge 58.000 kiÅŸi katılmıştı. 17 Mayısta Hasankale'den padiÅŸaha, Silvan'dan 30.000 nüfus adına Sadaret'e iÅŸgali kınayan telgraflar çekilmiÅŸti. İzmir'in iÅŸgalinin içteki bu büyük tepkileri yanında dış tepkileri de olmuÅŸtu.

      Bazı İngiliz yetkilileri iÅŸgali, doÄŸuracağı tepkiler açısından delice bir hareket olarak nitelendirmiÅŸlerdi. İngiliz Genelkurmay BaÅŸkanı General H. Wilson, daha iÅŸgal öncesinde bunu büyük bir yanlışlık olarak deÄŸerlendirmiÅŸti. Fransa'da bir tepki görülmemiÅŸ, Sadece Pierre Loti ve Claude Farrere gibi Türkleri tanıyan yazarlar iÅŸgali eleÅŸtirmiÅŸlerdi. İzmir'in iÅŸgali, İtalya'da öfkeyle karşılanmıştı. KuÅŸkusuz bu öfke, iÅŸgalin haksızlığından deÄŸil, İzmir'in daha önceki paylaÅŸma projelerinde İtalya'nın payı olarak belirlenmesindendi. Amerikan halkı da Wilson ilkelerinin bir yana atılmasını hoÅŸ karşılamamıştı.

      Sonuç olarak İzmir'in iÅŸgali yakın tarihimizin acı dolu sayfalarından birini oluÅŸturmakla birlikte Millî Mücadele açısından millî potansiyeli harekete geçirmiÅŸ, milletin heyecanını doruk noktasına çıkarmıştı. Herhalde halka ne denli anlatılırsa anlatılsın, düşmanın çirkin içyüzünü ortaya koyabilecek bunun kadar etkili bir yol bulunamazdı. iÅŸgalin Ayrıca Mustafa Kemal PaÅŸa'nın Samsun'a çıktığı ve millî kurtuluÅŸ mücadelesine soyunduÄŸu günlere rastlamış olması da millî mücadelemizin talihliliÄŸi olarak deÄŸerlendirilebilir. Bir taraftan Anadolu'nun Bat kıyılarına çöken bir karanlık, diÄŸer taraftan kuzey kıyılarından doÄŸan bir güneÅŸ. Her halde bu tarihin garip cilvelerinden biri olsa gerektir. İzmir'in iÅŸgali, iÅŸgalci devletler açısından sonuçlarını hesaplayamadıkları bir gaf, Yunanistan açısından ise sonu hüsranla biten Anadolu macerasının baÅŸlangıcı olmuÅŸtu.

      İmparatorluÄŸun o günlerdeki iç karartıcı durumunu belirtmek hiç de zor deÄŸildir. 1911 yılından beri üç savaÅŸ görmüştü bu ülke, üstelik hepsinden de yenik çıkmıştı. Amerikan BaÅŸkanı Wilson, ünlü 14 maddesinde her ulus için bağımsız bir devlet kurma ilkesini ortaya atmış olmasına raÄŸmen Osmanlı ordusu dağılmıştı. Yeniden birliÄŸi saÄŸlayacak subay bulmak son derece zordu. Üstelik yönetimi ellerinde bulunduranlar, mücadeleden yana deÄŸil, İtilaf Devletlerinin ÅŸu ya da bu kanadının altına girip varlıklarını sürdürebilmek peÅŸindeydiler. Osmanlı İmparatorluÄŸu'nun bu çöküntüsü karşısında, her bölgede kurtuluÅŸ için çare arayanlar çıkıyordu. Kendi aralarında birleÅŸenler örgütler kuruyorlar, toplantıları ile, yayın yolu ile seslerini duyurmaya çalışıyorlardı.

      Trakya'nın Yunanlılara verilmesini engellemek için Trakya PaÅŸaeli Müdafaa-i Hukuk Heyet-i Umumiyesi adı altında bir dernek kurulmuÅŸtu. DoÄŸu Anadolu'nun ermenilere verilmesini önlemek için de DoÄŸu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti çalışmalarına baÅŸlamıştı. Bu dernek belirli bir programla hareket ediyordu. Hiç bir ÅŸekilde bölgeden göç edilmemesi kararını almıştı. Böylece topraklarından çıkmayacklar ve hiç kimsenin buranın sahibi olmasına da izin vermeyeceklerdi. Seslerini duyurmak, propaganda verebilmek için örgütlenmeliydiler. Saldırıya uÄŸrarlarsa doÄŸu illerini bütünü ile savunmaya kararlıydılar. İzmir'in Yunanlılara verilmemesi için İzmir Müdafaa-i Hukuk-ı Osmaniye Cemiyeti kurulmuÅŸtu. Bu daha sonra Redd-i İlhak Cemiyeti'ne dönüştü. İstanbul'da da bazı dernekler çalışmalar yapıyorlar, çeÅŸitli yayın araçlarıyla seslerini duyurmaya çaba sarfediyorlardı.

      Bu derneklerin kurulmasını, çalışmalarını ve bütün zor ÅŸartlar altında varlıklarını sürdürmelerini küçümsemek düşünülemez. Ancak bir bakıma her biri soruna kendi açısından yaklaşıyordu. Osmanlı İmparatorluÄŸu'nun içinde birliÄŸi saÄŸlayacak bir kuruluÅŸ yoktu. Hükümet ve daha yüksek katlarda bu açıdan bir inanç da bulunmadığı için bu derneklerin tutumunu olaÄŸan saymak da mümkündür. Trakya da, DoÄŸuanadolu da sadece kendini kurtarma mücadelesine girmiÅŸti. BaÅŸarılı olurlarsa, mesela Trakya'da, bir Trakya Cumhuriyeti kurulabilecekti. Bunun dışında özellikle İngiliz Muhibleri Cemiyeti'nin büyük çabaları ile bazı kimselerde İngiliz himayesi altına girme fikri uyanmıştı. Himaye altına girme, artık eskisi gibi sömürge olma anlamını taşımıyordu.

      Bunlara göre Milletler Cemiyeti gibi, uluslararası bir örgüt bu himayenin denetlemesini yapıyor ve ilerde himaye kaldırılıyordu. Üstelik İngilizler bu konuda çok deney sahibi olmuÅŸlardı. Böyle bir tutum takınılırsa hem baÅŸka devletlerin baskısı ortadan kalkar ve hem de sınırlarımızı garanti altına alabilirdik. İstanbul'daki bir takım çevreler ise pek çoÄŸu da iyi niyetli olmak üzere İngiliz himayesi yerine Amerikan mandasını (güdümünü) ülke için daha olumlu bulmaktaydı. Amerika BirleÅŸik Devletleri özgürlüklerden yanaydı. BaÅŸkan Wilson, 14 maddesi ile bunu vurgulamıştı. Üstelik İngilizler bir yere girince onları oradan söküp atmak kolay bir iÅŸ olmayacaktı. Sorun Amerikan senatosonu bu konuda uyarabilmekti...

      Görüldüğü gibi düşünülen kurtuluÅŸ yolları birbirinden farklıydı. Kimine göre bölgeler kurtarılmalı, kimine göre İngiliz himayesini benimsemeli, kimine göre de Amerika'nın güdümü altına girilmeliydi.

      Mustafa Kemal PaÅŸa bu yolların hiç birini yerinde bulmamıştır. Ona göre gerçek olan ÅŸuydu ki, Osmanlı İmparatorluÄŸu çökmüş ve ömrü tükenmiÅŸti. Ama Türklerin barındığı Anadolu'yu parçalamaktan kurtarma çabasına giriÅŸebilirdi. Ulusal egemenliÄŸe dayalı bağımsız bir Türk devleti kurmaktan baÅŸka çare yoktu. GiriÅŸilecek mücadelede baÅŸarılı olunmazsa ne olacaktı? Yabancı devletlerin yönetimi altına girecektik.Öyleyse daha baÅŸta bunu benimseyip onurlu bir mücadeleye giriÅŸerek bağımsızlığımızı elde etmekten kaçınacaktık. Bunun için ta baÅŸtan beri kafasına ve gönlüne yerleÅŸtirdiÄŸi ya bağımsızlık ya da ölüm ilkesine uyarak bu ulusun başına geçmeyi ve kurtuluÅŸ hareketini gerçekleÅŸtirme çabasını sürdürmeliydi.

      1919 yılının Åžubat ayında Tevfik PaÅŸa Hükümeti deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ, Damat Ferit PaÅŸa sadrazam olmuÅŸtu. Yeni sadrazamın kafasında İngilizlerle iyi geçinmek ve onların gözüne girerek bazı ödünler koparmaktan baÅŸka düşünce yoktu. Bu yüzden pek çok kimseyi tutuklatmış ve Malta'ya sürgüne göndermiÅŸti. İstanbul'da bulunan bütün yurtseverler endiÅŸe ile baÅŸlarına gelecekleri beklemekteydiler.

      Mustafa Kemal, ÅžiÅŸli'de kiraladığı evde yakın arkadaÅŸları ile görüşmeler yaparak ilerisi için planlar hazırlıyordu. Anadolu'ya geçmeli ve Anadolu halkını örgütlemeliydi. Bu sırada Adana'dan gelen okul arkadaşı Ali Fuat PaÅŸa'dan Anadolu'nun durumu hakkında bilgi aldı. Ali Fuat PaÅŸa, Mustafa Kemal'e Damat Ferit PaÅŸa hükümetinin üyelerinden Mehmet Ali Bey'i tanıştırmıştı. Bu tanışmanın ileride çok yararları olacaktır. Ayrıca Trakya'da bulunan Kâzım Karabekir PaÅŸa da 15'inci Kolordu Kumandanlığını devralmak için doÄŸuya giderken İstanbul'da Mustafa Kemal PaÅŸa ile görüşmüştü. Böylece Anadolu'da giriÅŸilecek harekette bu iki eski dostla belirli dayanaklar saÄŸlanmış oluyordu. Mesele artık Anadolu'ya geçebilmekti.

      Samsun'da bulunan İngiliz komutanı Georges Milne, o günlerde İstanbul'daki Yüksek Komisyon'a gönderdiÄŸi raporda Samsun ve civarında karışıklıklar bulunduÄŸunu bildirmiÅŸti. Yüksek komiserlik de bu raporu hemen Sadrazam Damat Ferit PaÅŸa'ya göndererek bu bölgede Rumlara saldırılan yapıldığını ve bölgede sükûnetin saÄŸlanamadığını bildirmiÅŸ ve gerekli önlemler alınmızsa iÅŸgal kuvvetlerinin iÅŸe el koyacağını duyurmuÅŸtu.

      Damat Ferit PaÅŸa, İngilizleri kızdıran bu duruma bir çare bulma telaşına kapıldı. Dâhiliye Nâzırı Vekili Mehmet Ali Bey'i çağırarak bu durumda ne yapmak gerektiÄŸini sordu. Mehmet Ali Bey daha önce Mustafa Kemal PaÅŸa ile görüşmüştü ve onun Anadolu'ya geçmek istediÄŸini biliyordu. Samsun'daki duruma İstanbul'dan bir çare düşünülmesinin mümkün olmadığını, oraya yetkili bir kimsenin gönderilmesinin uygun olacağını sadrazama söyledi. Bu iÅŸin yapılabilmesi için de en uygun kimsenin Mustafa Kemal PaÅŸa olduÄŸunu da sözlerine ekledi.

      Damat Ferit PaÅŸa Mustafa Kemal'i yakından tanıyabilmek için bir akÅŸam yemeÄŸine çağırdı. Görüşmeden sonra bu görevin Mustafa Kemal'e verilmesini uygun buldu. Ertesi günü Harbiye Nazırı Åžakir PaÅŸa ile görüşen Mustafa Kemal, atanmasının resmî ÅŸekilde yapılmasını ve sadece bu bölgedeki Türklerle Rumlar arasındaki karışıklıklar hakkında bir rapor yazmakla görevinin sınırlandırılmasını ve daha geniÅŸ yetkiler verilmesini istedi. Bu iÅŸle kendisi meÅŸgul oldu. Genelkurmay BaÅŸkanlığına giderek atama emrini hazırlattı. Bu emirdeki yetkilerin geniÅŸ tutulması konusunda Genelkurmay İkinci BaÅŸkanı, arkadaşı Diyarbakırlı Kâzım PaÅŸa'nı büyük yardımını gördü. Mustafa Kemal görünüşte üçüncü ordu müfettiÅŸi oluyordu, ama yetkileri öyle geniÅŸ tutulmuÅŸtu ki, ona Anadolu Genel MüfettiÅŸi demek pekâlâ mümkündü. Ancak bu emri kabine üyelerinin de imzalaması gerekiyordu.

      Bu iÅŸi de Mehmet Ali Bey üstlendi. Damat Ferik PaÅŸa Circle d'Orient Kulübünde briç oynarken atama emrini getirdi ve Sadrazam hiç okumadan imzayı bastı. Sadrazamın imzaladığı atama emrini diÄŸer nazırlar da imzalamışlardı. 30 Nisan 1919 tarihinde bu emir padiÅŸahca da onaylandı.

      Mustafa Kemal PaÅŸa Anadolu'ya geçip kurtuluÅŸ hareketini örgütleme planlara yaparken Paris'te Türkiye hakkında olumsuz geliÅŸmeler sürüp gidiyordu. Lloyd George, Yunanlılara ödünler veriyor ve onların İzmir'e çıkmaları için yeÅŸil ışık yakıyordu. İtalyanlar kendi ihtirasları uÄŸruna da olsa Yunanlılarırn İzmir'e karşı çıkmalarına direniyorlardı. Ne var ki, Fiume olayı yüzünden İtalyanlar Yüksek Konsey'den çekilince meydan boÅŸ kalmıştı. Wilson karşı koymadı. Clemenceau hiç ilgilenmedi. Böylece Mayıs ayında Yunanlıların İzmir'e çıkmasına büyük devletler izin vermiÅŸ oluyorlardı.

      14 Mayıs 1919 akÅŸamı Mustafa Kemal PaÅŸa, Sadrazam Damat Ferit PaÅŸa'nın evine akÅŸam yemeÄŸine davet edilmiÅŸti. Gayet soÄŸuk bir hava içinde geçen yemekten sonra küçük bir salonda getirilen bir harita üzerinde Sadrazam, Mustafa Kemal PaÅŸa'ya sordu: "Samsun ve havalisinde ne yapacaksınız?". Mustafa Kemal, İngiliz raporlarına göre bu bölgede karışıklıklar olduÄŸunu, bunun büyütüldüğü kanısında bulunduÄŸunu ve yerinde yapacağı bir araÅŸtırma ile sorunu çözüme kavuÅŸturacağını bildirdi. Kendisi ile birlikte yemekte bulunan Cevat PaÅŸa da Mustafa Kemal'i destekleyerek bu gibi iÅŸlerin yerinde çözümlenebileceÄŸini söyledi. Sadrazamın asıl endiÅŸesi Mustafa Kemal'in Anadolu'da ne kadar yere sözünü geçireceÄŸi idi ve bunun geniÅŸ tutulmasını istemiyordu. Bu konuda da Cevat PaÅŸa araya girerek zaten Anadolu'da pek kuvvetin kalmadığını söyleyerek Sadrazamı rahatlattı. O gece NiÅŸantaşı'ndaki konaktan ayrılırken Damat Ferit PaÅŸa gitmeden önce padiÅŸahı da ziyaret etmesini Mustafa Kemal'e bildirdi.

      Ertesi günü 15 Mayıs 1919'da Yunan birlikleri yirmi bin kiÅŸilik bir kuvvet halinde İzmir'e çıkmışlardı. Haberin Babıali'ye geliÅŸi sırasında Mustafa Kemal de Harbiye ve Dahiliye nazırlarına veda etmek için orada bulunuyordu. Etrafta bir telaÅŸ, bir koÅŸuÅŸturma sürüp gidiyordu. Mustafa Kemal bu durumda ne yapacaklarını merakla bekliyordu. Osmanlı yetkilileri sadece protesto edeceklerini söylüyorlardı. Yani protesto ederek Yunanlıları İzmir'den çıkaracaklar, ÅŸa da İngilizler, Yunanlıları geri çekeceklerdi! Mustafa kemal PaÅŸa kendisini Samsun'a götürecek geminin hazır olup olmadığını sorunca Bandırma vapurunun rıhtımda beklediÄŸi bildirildi ve kaptana hareket etmesi için bir emir yazıldı. Yola çıkmadan önce Mustafa Kemal'in yapacağı son ziyaret Yıldız Sarayı'na gidip padiÅŸaha veda etmekti. Son Osmanlı padiÅŸahı ile Türkiye Cumphuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaÅŸkanının bu son görüşmeleri olacaktı.

      Mustafa Kemal ile Vahdettin, Yıldız sarayının küçük bir salonunda adeta diz dize denecek kadar yakın oturmuÅŸlardı. PadiÅŸahın sağında dirseÄŸini dayamış olduÄŸu bir masa ve üstünde bir kitap vardı. Pencereden toplarını Yıldız Sarayı'na çevirmiÅŸ gibi dura düşman gemileri görünüyordu. Vahdettin: "PaÅŸa, paÅŸa! Åžimdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunların hepsi ÅŸimdi bu kitaba girmiÅŸtir, tarihe geçmiÅŸtir. Bunları unutun, asıl ÅŸimdi yapacağınız hizmet hepsinden mühim olabilir. PaÅŸa, devleti kurtarabilirsiniz" diyordu. Mustafa Kemal PaÅŸ, önce padiÅŸahın bu konuÅŸmasından ne demek istediÄŸini kesin olarak anlayamamıştır.

      Yoksa Vahdettin de onun Anadolu'ya gidip ulusu kurtarma çabasına destek mi veriyordu? Fakat heyecana kapılmamış, bu konuda bir ÅŸey söylemeyerek sadece teÅŸekkür etmekle yetinmiÅŸtir. Onun bu tutumu karşısında padiÅŸah düşüncelerini biraz daha açıklamak zorunda kaldı. Osmanlıların hiç bir kuvveti bulunmadığını, tek dayanağı İstanbul'daki İtilaf Devletlerinin siyasetlerine uymak, onların istediÄŸi gibi davranmak olduÄŸunu söylüyordu. Mustafa kemal de merak buyurulmamasını, elinden geleni yapacağını söyleyerek padiÅŸahın yanından ayrıldı. Dışarı çıkınca padiÅŸahın yaveri Naci PaÅŸa, Mustafa Kemal'e üzerinde Vahdettin'in ilk harfleri iÅŸlenmiÅŸ bir saati sultanın hediyesi olarak takdim etti.
 
Logged

Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin.
Uye ol yada Giris yap
En Güzel Paylaşımlar İçin Mail Grubumuza Üye Olun

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Sarki Sozleri

Picasa Fotoðraf ve Slayt Programý matematik ingilizce Fizik Gebelik Saglik anaokulu gazeteler Bilim Teknik Teknoloji

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

101 102 102 103 104 105 106 107 108 109 110

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

101 102 102 103 104 105 106 107 108 109 110

  Salata Tarifleri Tatli Tarifleri Tavuk Yemekleri Corba Tarifleri Dolma Tarifleri Et Yemekleri Kek Tarifleri Pasta Tarifleri Borek Tarifleri Edebiyat Yemek Tarifleri Video izle Forumlopedi Turku Dinle Mesajlar Oteller saglik teknoloji bilim teknik teknoloji yemek tarifleri edebiyat otel emlak inþaat tekstil
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.085 Saniyede 18 Sorgu ile OluÅŸturuldu