Şarkı Sözleri
Mayıs 17, 2008, 10:33:32 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GiriÅŸ Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Altı Gün Savaşı (Arap-İsrail)  (Okunma Sayısı 181 defa)
Admin
Administrator
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 12629


Üyelik Bilgileri E-Posta
« : Temmuz 25, 2007, 04:42:05 ÖÖ »

Altı Gün Savaşı (Arap-İsrail)
 


      1960-1980 arası Orta DoÄŸu geliÅŸmelerinde, 1967 Arap-İsrail Savaşı bir dönüm noktası teÅŸkil eder. Çünkü, bu savaÅŸta İsrail'in Araplar karşısında kazandığı kesin zaferler neticesinde, topraklarını savaÅŸtan öncekinin dört misli geniÅŸletmesi, Arap-İsrail meselesine çok büyük boyutlar kazandırmış ve neticelerini günümüze kadar getirmiÅŸtir.

      1948 Arap-İsrail Savaşı'nı Araplar tahrik etmiÅŸtir. 1956 Arap-İsrail Savaşı ise İngiltere, Fransa ve İsrail'in Mısır'a saldırıları dolayısıyla meydana gelmiÅŸtir. Ancak 1967 Arap-İsrail Savaşı ise, İsrail deÄŸil, Araplar istediÄŸi için çıkmıştır. Åžu farkla ki, Savaşı çıkarmak isteyen Araplar, ilk saldırganlığı İsrail'in yapmasını istemiÅŸler ve bu da olmuÅŸtur.

     Ancak Araplar için, daha Savaşın ilk gününde bir hezimet oldu. Arapların 1967 Savaşı'nın çıkmasını istemelerinde ve savaşı kışkırtmalarında üç önemli neden rol oynamış görünmektedir:

     * BaÅŸkan Nasır'ın gerek 1948, gerek 1956 Savaşı'nın ve her iki savaÅŸtaki yenilginin intikamını almaya kararlı olması. Bu, Nasır için bir prestij meselesi idi. EÄŸer İsrail'i yenecek olursa, intikamını gerçekleÅŸtirmekle kalmayacak, aynı zamanda kazandığı prestijle bütün Orta DoÄŸu'da Mısır'a büyük bir üstünlük saÄŸlamış olacaktı ki, bunun siyasi neticeleri de çok geniÅŸ olabilirdi.

     * 1956'dan beri Sovyet Rusya, Mısır ve Suriye'yi o kadar silahlandırmıştı ki, İsrail ile yapılacak bir savaşın neticesinden sadece Mısır ve Suriye deÄŸil, Sovyetler dahi gayet emin görünüyorlardı. Bu sebeple, 1967 Arap-İsrail Savaşı'nı Sovyetlerin de tahrik ettiklerini söylemek mümkündür.

     * Bu sırada Amerika'nın Vietnam bataklığına saplanmış olması ve dolayısıyla İsrail'in arkasında yer alamıyacağı düşüncesi.

      Altı gün sürdüğü için Altı Gün Savaşı adını alan 1967 Arap-İsrail Savaşı'nın baÅŸlangıç geliÅŸmelerini, 1966 yılının son aylarında oluÅŸmaya baÅŸlayan Suriye-İsrail gerginliÄŸi teÅŸkil eder. ÇoÄŸunluÄŸu Ürdün'de bulunan ve diÄŸer Arap ülkelerine de dağılmış bulunan Filistinlileri teÅŸkilatlandırarak, bunları mücadeleye sevketmek için 1964 Mayısı'nda, Ürdün'ün elinde bulunan DoÄŸu Kudüs'te Birinci Filistin Kongresi toplandı ve burada Filistin KurtuluÅŸ Örgütü kurularak bir de 33 Maddelik Filistin Milli Misakı kabul edildi.

      Bu Misak'a göre, İngiliz mandası altındaki Filistin toprakları, Filistinlilerin anavatanı ve 6'ıncı maddeye göre de, "Siyonist istilasından önce", yani 1917 Balfour Deklarasyonunu'ndan önce, Filistin topraklarında devamlı oturan Yahudiler de Filistinli sayılacaktı.

      Bunun dışında, 1947 ye kadar Filistin topraklarında yaÅŸayan "Arap vatandaÅŸları" ile, bu tarihten sonra, ister Filistin topraklarında, ister bu toprakların dışında doÄŸmuÅŸ olsun, Filistinli babadan olanlar Filistinli sayılacaktı.

      9'uncu madde, Filistin topraklarının kurtarılması için silahlı mücadeleyi öngörmekteydi. 15'inci madde, "Büyük Arap Vatanı"ndan siyonist, emperyalist istilanın kovulmasından ve Filistin'deki siyonist varlığının tasfiyesinden söz etmekteydi.

      19'uncu madde, Filistin'in 1947'deki taksimini ve İsrail Devleti'nin kurulmasını geçersiz sayıyordu. 21'inci madde, Filistin topraklarının tamamen kurtuluÅŸu yerine geçecek her türlü çözümü reddediyordu.

      Kudüs Kongresi'nde, 9'uncu maddenin öngördüğü silahlı mücadeleyi yürütmek üzere fedayin denen gerillalardan meydana gelen bir askeri teÅŸkilat olan El-Fetih (Al-Fatah) teÅŸkilatı kurulmaktaydı.

      1966 Åžubatı'nda Suriye'de iktidarda bulunan Baas Partisi'nin sol kanadı bir darbe yaparak, iktidarı ele geçirdi. Bu sol iktidar ile birlikte, Suriye-İsrail sınırında olayler çıkmaya baÅŸladığı gibi, bu yeni Baascılar, BaÅŸkan Nasır'ı İsrail'e karşı yumuÅŸak davranmak ve BirleÅŸmiÅŸ Milletler'in kanadının altına sığınmakla suçluyordu.

      1966 Ekimi'nden itibaren de Suriye topraklarından hareket eden El-Fetih fedayini, İsrail topraklarına saldırılara baÅŸladılar. İsrail, bu saldırıları Güvenlik Konseyi'ne ÅŸikayet ettiÄŸinde, oradan Suriye aleyhine bir karar çıkarmak mümkün olmadı. Zira her kararı Sovyet Rusya veto etmekteydi. Bu ise Suriye'yi daha da tahrik etti.

      Suriye BaÅŸbakanı Ekim ayında "Biz İsrail'in güvenliÄŸinin bekçisi deÄŸiliz" diyordu. Kasım ayında ise, Suriye ile Mısır (BirleÅŸik Arap Cumhuriyeti) arasında bir savunma antlaÅŸması imzalandı. Bu geliÅŸmeler üzerine İsrail, fedayin saldırı ve akınlarına karşı, Kasım ayının ortalarından itibaren, "mislile mukabele" taktiÄŸini tatbike baÅŸladı. Yani, yapılan en küçük bir saldırıya karşı, en ağır bir ÅŸekilde ve ağır silahlarla karşılık verilmeye baÅŸlandı. Bu suretle, bir yandan Suriye-İsrail, bir yandan da Ürdün-İsrail sınırlarında gerginlik her geçen gün biraz daha artmaya baÅŸladı.

      Ocak-Nisan 1967 döneminde Suriye-İsrail sınırlarında küçük çatışmalardan, tank, topçu ve hava çatışmalarına kadar her türlü faaliyet ortaya çıktı. 7 Nisan 1967 günü Suriye ile İsrail arasındaki hava muharebesinde İsrail uçakları Åžam üzerinde uçtuÄŸu gibi, altı tane de Suriye uçağını düşürdüler.

      7 Nisan olaysi, Suriye ve Araplar için haysiyet kırıcı olmuÅŸtu. Bilhassa düşürülen uçakların Sovyet yapısı olması, Sovyetler için de olaynin prestij kırıcı olmasına sebep oldu. Bundan dolayı Sovyetler, Suriye'yi daha silahlandırdıklarından baÅŸka, Suriye üzerindeki kontrollarını da arttırdılar. Öyle görünür ki, 7 Nisan'dan sonra meydana gelen en küçük bir olay, İsrail'e komÅŸu Arap ülkelerinin İsrail ile münasebetlerinin gerginleÅŸmesine, kendi çapından daha büyük katkıda bulunmuÅŸtur.

      Mayıs ayından itibaren Suriye'den İsrail topraklarına fedayin akınları daha da yoÄŸunlaÅŸmaya baÅŸladı. İsrail BaÅŸbakanı Levi Eshkol, 11 Mayıs'ta radyoda yaptığı bir konuÅŸmada şöyle diyordu: "İsrail hükümeti gayet iyi biliyor ki, teroristlerin merkezi Suriye'dir. Fakat biz prensibimizi tesbit ettik: Saldırgana mukabil darbeyi vurmanın zamanını, yerini ve vasıtasını biz seçeceÄŸiz"

      Eshkol'ün bu sözlerinden sanıldı ki, İsrail Suriye'ye karşı harekete geçmeye karar vermiÅŸti. Sonradan görüldü ki, İsrail'in seçtiÄŸi hedef Mısır'dır. Bu yanılgı dolayısıladır ki, Mısır Genelkurmay BaÅŸkanı 14 Mayıs'ta Åžam'a giderek görüşmelerde bulundu. Bundan sonra olaylar hızla akmaya baÅŸladı.

      16 Mayıs'ta Mısır Silahlı Kuvvetleri alarm durumuna geçirildi. Esasen 14 Mayıs'tan itibaren Mısır kuvvetleri, 1956'dan beri BirleÅŸmiÅŸ Milletler barış gücünün kontrolünde olan Sina'ya girmeye baÅŸlamıştı. Yine 16 Mayıs'ta Mısır, gerek Sina Yarımadası'nda ve Gazze'de bulunan ve gerek Akabe Körfezi'nin Kızıldeniz'e çıkış noktası olan Tiran BoÄŸazı'ndaki Åžarm el-Åžeyh'deki BirleÅŸmiÅŸ Milletler askerlerinin buralardan çekilmesini istedi. B.M. askerleri, 19 Mayıs'tan itibaren buralardan çekilmeye baÅŸladı ve yerlerini Mısır askerleri aldı.

      Bu olay, Arap-İsrail gerginliÄŸinde önemli bir tırmanma teÅŸkil etmekteydi. Mısır, bu hareketi ile iki cepheden İsrail'e karşı pozisyon alıyordu. Biri, Sina'yı tamamen kontrolü altına almak suretiyle, İsrail'e karşı doÄŸrudan hareket imkânını kazanması ve arada B.M. Kuvvetleri'nin mevcut olmamasıydı. İkincisi ise, Åžarm el-Åžeyh'e askerini sokmakla, İsrail'in Kızıldeniz'e çıkışı olan Tiran BoÄŸazı'nı kontrol altına alıyordu.

      Nasır, bununla da yetinmedi ve 22 Mayıs'ta Tiran BoÄŸazı'nı İsrail gemilerine ve 24 Mayıs'ta da bütün deniz trafiÄŸine kapadı. Bu sonuncu tedbir ile, İsrail'e baÅŸka ülke gemilerinin yardım getirmesini önlemiÅŸ olmaktaydı.

      22 Mayıs'tan itibaren Tiran BoÄŸazı'nın ve arkasından Akaba Körfezi'nin kapatılması, Orta DoÄŸu'daki havayı birdenbire gerginleÅŸtirdi. Çünkü, İsrail Mısır'ın bu hareketini, kendisine yöneltilmiÅŸ bir saldırı olarak kabul etti. Bu sebeple, 23 Mayıs'tan itibaren Amerika ve Sovyetler harekete geçerek, bir savaşı önleme çabalarına giriÅŸtiler.

      Vietnam Savaşı'nın Kongre'de uyandırdığı tepkiler dolayısıyla BaÅŸkan Johnson, İsrail meselesinde fazla ileri gitmekten korkuyor ve ellerini baÄŸlı hissediyordu. Onun için, Sovyet Rusya'nın da Orta DoÄŸu'da herhangi bir avantaj elde etmesini önlemek için, bu devletle beraber hareket etme kararı aldı. Bu, Sovyetlerin de iÅŸine geldi. Çünkü 7 Nisan'daki hava muharebesinde Suriye'nin İsrail karşısında hiç bir ÅŸey yapamaması, Sovyetlerin Araplara olan güvenini sarsmıştı.

      Fakat Sovyetler, bir yandan da Arapların güvenini kaybetmek istemiyorlardı. Bu sebeple, bir yandan Amerika İsrail'i, öte yandan da Sovyetler Suriye ve Mısır'ı yatıştırmaya çalıştılar. İki büyük devletten gelen bu yatıştırma faaliyetinin hiç bir faydası olmadı. Hava yatışacağı yerde, daha da gerginleÅŸti. Nasır, 26 Mayıs'ta yaptığı bir konuÅŸmada şöyle diyordu: "EÄŸer savaÅŸ gelecek olursa, bu topyekün bir savaÅŸ ve hedefimiz de İsrail'i yoketmek olacaktır. Bu savaşı kazanacağımıza inanıyoruz ve ÅŸimdi İsrail ile savaÅŸ için hazırız. Bu sefer 1956'daki gibi olmayacak. O zaman İsrail ile deÄŸil, İngiltere ve Fransa ile savaÅŸmıştık".

      Al Ahram Gazetesi'nin baÅŸyazarı Muhammed Heykel de, yine aynı gün, "SavaÅŸ kaçınılmazdır. Araplar ilk defa olarak iradelerini İsrail'e kabul ettirebileceklerdir" diyordu. Bu arada, Güvenlik Konseyi de 23 Mayıs'tan itibaren toplantılar yaparak ve bir takım kararlar alarak bir krizin patlamasını önlemeye çalıştı. Fakat bunlar da savaşı önlemeye yetmedi.

      30 Mayıs'ta Mısır (BirleÅŸik Arap Cumhuriyeti) ile Ürdün arasında bir savunma antlaÅŸması imzalandı. Bu antlaÅŸmaya 4 Haziran'da Irak da katıldı. Mısır BaÅŸkanı Nasır, bu katılım dolayısıyla yaptığı konuÅŸmada, "1956 ihanetinin intikamını almak için savaşın baÅŸlamasını ÅŸiddetle arzuluyoruz. Bu savaÅŸ bütün dünyaya Arapların da, İsrail'in de ne olduÄŸunu anlatacaktır" diyordu.

      Krizin baÅŸlangıcında Sovyetler, İsrail'in ilk önce Suriye cephesinden harekete geçeceÄŸini tahmin etmiÅŸtir. Daha sonraları BaÅŸkan Nasır, İsrail'in Sina cephesinde harekete geçeceÄŸini, ancak cepheden saldırmayıp, Gazze koridorundan girmesini beklemiÅŸtir. Halbuki bunların hiç biri olmadı. Arapların istediÄŸi gibi ilk saldırıyı İsrail yaptı. Fakat Araplara ilk ve ağır bir darbe indirmek için 5 Haziran 1967 sabahı 7:30'dan itibaren havalanan İsrail uçakları, Mısır, Suriye ve Ürdün havaalanlarını bombardıman etmeye baÅŸladılar.

      Mısır'a yapılan baskında, İsrail uçakları, Mısır radarlarına yakalanmamak için Akdeniz üzerinde çok alçaktan uçarak, Mısır'ın Batı sınırlarına ulaÅŸmışlar ve saldırılarını batıdan yapmışlardır. Sina üzerinden deÄŸil. O kadar ki, İsrail uçakları Irak'a da ulaÅŸarak Habbaniye Havaalanı'nı bile bombardıman ettiler.

      5 Haziran günü akÅŸam olduÄŸu zaman, 16 Mısır havaalanı artık kullanılmaz hale gelmiÅŸ ve 280 Mısır uçağı, 52 Suriye uçağı, 20 Ürdün uçağı ve bir çok da Irak uçağı yerde tahrip edilmiÅŸti. Sonradan görülmüştür ki, tahrip edilen Arap uçaklarının sayısı o gün 400'ü aÅŸmış bulunuyordu.

      Havaların kontrolu artık İsrail'in elindeydi. Araplar, 5 Haziran günü 160 İsrail uçağını düşürdüklerini iddia etmiÅŸ iseler de, bu iddianın gerçekle hiç bir alakası olmadığı görülmüştür. Havalardaki üstünlük, İsrail'in kara harekâtını da kolaylaÅŸtırmıştır. Bilhassa Sina Yarımadası'ndaki muharebelerde Mısır'ın zırhlı kuvvetleri, İsrail zırhlı kuvvetlerinden ziyade, havadan İsrail uçaklarından ağır darbeler yemiÅŸ ve periÅŸan olmuÅŸlardır. Bundan dolayı, İsrail kuvvetleri üç gün içinde bütün Sina'yı ele geçirip, 7 Haziran akÅŸamı SüveyÅŸ Kanalı'nın saÄŸ kıyısındaki, kuzeyde Kantaro, ortada İsmailiye ve güneyde de Port Tevfik'e ulaÅŸmışlardır.

      Bu durumda Mısır'ın yapabileceÄŸi bir ÅŸey kalmamıştı. 8 Haziran'da İsrail ile ateÅŸkesi kabul ederek, İsrail kuvvetlerinin Kanal'ın diÄŸer yakasına geçmesini önlemiÅŸtir.

      Ä°srail için 1967 Savaşı'nın en çetin cephesi Ürdün cephesi ve Batı Åžeria cephesi olmuÅŸtur. Ürdün kuvvetleri, gerçekten İsrail'i uÄŸraÅŸtırmış ve ciddi kayıplar verdirmiÅŸlerdir. Fakat onlar da Mısır'dan daha fazla dayanamadı. 7 Haziran günü Nablus muharebesini kaybedip, ÅŸehir, İsrail kuvvetlerinin eline geçince, İsrail bütün Batı Åžeria'yı iÅŸgal etmiÅŸ oluyordu. Bu sebeple 7 Haziran akÅŸamı Ürdün de İsrail ile ateÅŸkesi kabul etti.

      8 Haziran'dan itibaren Suriye cephesinde Golan Tepelerinde muharebeler ÅŸiddetlendi. Suriye, Golan Tepelerinden aÅŸağıdaki İsrail yerleÅŸim merkezlerini 1956'dan beri 11 yıl süre ile bombalamıştı. Yani bu tepelerin, İsrail'in Suriye'ye karşı savunması bakımından stratejik bir önemi vardı. Suriyeliler de İsrail karşısında fazla dayanamadılar. İsrail kuvvetleri, Golan Tepelerini aldıktan sonra, Suriye topraklarında ilerlemeye baÅŸladılar. İsrail kuvvetlerinin ilerleme istikameti Åžam'dı.

      Ä°ÅŸte tam bu sırada, 10 Haziran günü Sovyetler, Amerika'ya baÅŸvurarak, İsrail ilerlemesi durdurulmadığı takdirde, "askeri harekât" da dahil gerekli tedbirleri alacaklarını bildirdiler. Bu sırada İsrail kuvvetleri, Åžam'a 40 mil mesafedeki Kuneitra'ya girmiÅŸ bulunuyordu. Dolayısısıyla İsrail, Kuneitra'da durdu ve o gün saat 16:30'da da İsrail ile Suriye arasında ateÅŸkes baÅŸladı. Altı Gün Savaşı böylece sona ermiÅŸ oluyordu.

      Savaşın sonu Araplar için tam bir hezimetti. SavaÅŸtan sonra bir Arap askeri gücü kalmamıştı. Mısır, Sina'ya 80-100 bin kiÅŸilik bir kuvvet sürmesine raÄŸmen bir ÅŸey yapamamıştı. Mısır, 600-800 tank kaybetmiÅŸti. 100'den fazla kullanılabilir Sovyet yapısı tank İsrail'in eline geçmiÅŸti. Yine Mısır'ın 400 topu ile 10.000 askeri aracı Sina'da tahrip edilmiÅŸti. Tahrip edilen Arap uçaklarının sayısı 441 olarak tesbit edilmiÅŸtir ki, bunun içinde Sovyet yapısı 280 Mig ve 60 IlyuÅŸin uçağı da bulunmaktaydı. BaÅŸka bir deyimle, 1967 Arap yenilgisi, aynı zamanda Sovyet silahlarının da yenilgisi idi.

      Arapların bu silah kaybı, Sovyetlerin bu ülkeleri tekrar silahlandırmak için daha sıkı kontrolü altına alması ve Orta DoÄŸu'da daha fazla söz sahibi olmak için de bir fırsat olmaktaydı.

      1967 zaferi ile İsrail, topraklarını dört misli daha geniÅŸletmiÅŸtir. Gazze ve bütün Sina Yarımadası İsrail'in eline geçtiÄŸi için İsrail, SüveyÅŸ Kanalı'na dayanmış ve güneyde de Åžarm-el-Åžeyh'i alarak Tiran BoÄŸazı'nın kontrolüne sahip olmuÅŸtur. Yine Sina'nın kuzeydoÄŸusundaki Gazze Bölgesi de İsrail'in eline geçmiÅŸtir.

      Ä°srail, Ürdün'den Åžeria Nehri'nin batısındaki bütün toprakları alarak, Åžeria Nehri, Ürdün ile İsrail arasında sınır olmuÅŸtur. Keza, Ürdün'ün elindeki DoÄŸu Kudüs de İsrail'in eline geçmiÅŸtir ki, bu suretle 2000 yıldan beri ilk defa olarak Yahudiler Kudüs'e tekrar sahip oluyorlardı. Osmanlı Devleti'nin 400 yıl elinde tuttuÄŸu kutsal Kudüs'ü, Araplar, 50 yıl ellerinde tutamamışlardı.

      Ä°srail, Golan Tepeleri denen ve Kuneitra'ya kadar uzayan Suriye topraklarını da iÅŸgal etmiÅŸlerdi. İsrail, bu toprakları elde etmekle, kendisi için gerekli güvenlikli sınırlara sahip olmaktaydı. Fakat, İsrail'in bu güvenliÄŸine karşı da, Sovyetler bilhassa Mısır ve Suriye üzerindeki nüfuzunu daha da arttırarak, bir bakıma bu güvenliÄŸi belirli ölçüde zayıflatmış olmaktaydılar. Zira, 1967 Savaşı'ndan sonra Sovyetler, Arap ülkelerini yeniden silahlandırmaya baÅŸlayarak İsrail karşısında bir silah dengesi kurmaya çalıştıkları gibi, bundan da daha önemlimi, Akdeniz'deki varlıklarını arttırdı.

      Bu savaÅŸtan sonra Sovyet donanması hemen 50-60 parçaya çıkarıldığı gibi, Sovyetler, Suriye'nin Lazkiye ve Mısır'ın da İskenderiye Limanı'nda deniz üssü elde ettiler. Bu ise, bu iki ülkenin daha fazla Sovyet nüfuzu altına girmesi idi.

      Sovyetlerin Araplar üzerindeki koruyuculuÄŸu, daha savaşın son günlerinde baÅŸlamıştı. 10 Haziran günü Sovyetler Amerika'ya baÅŸvurup ateÅŸkesi saÄŸlamamış olsalardı İsrail kuvvetlerinin Åžam'a girmesi belki iÅŸten bile olmayacaktı. Sovyetlerin koruyuculuÄŸu bu kadarla da kalmadı. Güvenlik Konseyi'nde Amerika'nın vetosu ihtimali dolayısıyla, Genel Kurul'dan Araplar lehine bir karar çıkarmak amacı ile, B.M. Genel Kurulu'nun 19 Haziran'da olaÄŸanüstü toplantıya çaÄŸrılmasını saÄŸladı. Ancak, Genel Kurul'da 21 Temmuz'a kadar yapılan toplantılarda, Arap-İsrail barışı için ortaya atılan hiç bir formül, gerekli üçte iki çoÄŸunluÄŸu saÄŸlayamadı. Bunun üzerine mesele Güvenlik Konseyine havale edildi.

      Genel Kurul, 4 Temmuz2da, Pakistan tarafından teklif edilen ve Türkiye, İran, Gine, Mali ve Nijer tarafından desteklenen karar tasarısını kabul etti. 20 çekimsere karşı 88 oyla kabul edilen bu karar, İsrail'i, Kudüs'ün statüsünü deÄŸiÅŸtirebilecek her türlü tedbirden kaçınmaya davet ediyor ve bu gibi tedbirlerin hukuken geçersiz olacağını hatırlatıyordu. Güvenlik Konseyi ise İsrail'i destekleyen Amerikan ve Arapları destekleyen Sovyet görüşlerini uzlaÅŸtırmak için uzun süren görüşme ve tartışmalardan sonra, nihayet, 22 Kasım 1967'de 242 sayılı kararı kabul etti.

      Karar, İsrail'in bu son savaÅŸta iÅŸgal ettiÄŸi topraklardan çekilmesini öngörmekteydi. Kararın bundan sonraki kısmında da, bölgedeki her devletin egemenlik, toprak bütünlüğü ve siyasi bağımsızlığının tanınması ve buna saygı gösterilmesi isteniyor ve yine her devletin barış içinde, tehdit ve kuvvet kullanılmasından uzak olarak, güvenlikli ve tanınmış sınırları içinde yaÅŸaması hakkı kabul edilmekteydi.

 
Logged

Linkleri sadece uyelerimiz gorebilir.Daha kaliteli bir hizmet icin uye olun, zaten uyeyseniz giris yapin.
Uye ol yada Giris yap
En Güzel Paylaşımlar İçin Mail Grubumuza Üye Olun

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

Sarki Sozleri

Picasa Fotoðraf ve Slayt Programý matematik ingilizce Fizik Gebelik Saglik anaokulu gazeteler Bilim Teknik Teknoloji

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

101 102 102 103 104 105 106 107 108 109 110

 

S   0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 

51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 

101 102 102 103 104 105 106 107 108 109 110

  Salata Tarifleri Tatli Tarifleri Tavuk Yemekleri Corba Tarifleri Dolma Tarifleri Et Yemekleri Kek Tarifleri Pasta Tarifleri Borek Tarifleri Edebiyat Yemek Tarifleri Video izle Forumlopedi Turku Dinle Mesajlar Oteller saglik teknoloji bilim teknik teknoloji yemek tarifleri edebiyat otel emlak inþaat tekstil
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.102 Saniyede 17 Sorgu ile OluÅŸturuldu